Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kirpiklerinden kurtuluşa yol bulunsaydı, Ve o yol eğer kıble yönündeki mihrabın yani kaşların bile olsaydı yıkardım. Riyâzetim riyâdan uzak olsaydı. Eğer kalbimde, göğsünde tesirli bir ah.dumanı olsaydı. Yanağın gökteki ay olsa bile onu yıkardım. Kaşına Kisra’(l) nın kemerinin aynısıdır der. Omuzundan dökülen parlak saçları adalet zinciri kabul ederdim. (2) Yanağının önünde ben boynumu eğerdim. Âlemde âşıkane bir adalet yeri, mahkeme divanı olsaydı. Senin elinden önce ben şikayetçi olurdum. Yalın, kılıfsız kaşların, Zülfikâr’ı (3) çekseydi, Kılı kırk yaran, kaşların yanyana gelseydi. Saçların atlı ve yayalarını dizseydi, Hattın yâni yüzündeki taze tüyler beninle saçlarına kadar yayılsaydı. Güzelliğin saçlarının kıvnmlanna kadar sürseydi. Aşkına düşen şah gibi iyi bahtlı, Yüzünün düşkünü gökteki ay gibi üzüntüden uzak olur zannederdim. Fakat bazı düşüncelerim oldukça büyük günah olurmuş. Gözünü görenler kara bahtlı olurmuş. Fakat ben gözlerini görseydim de bahtım kara olsaydı. i 1. Kisrâ: Iran hükümdarlarından âdil Nûşirevan’ın lâkabı. 2. Nûşirevân’ın halkın şikâyetlerini yazıp içine atmaları için bir yolun üzerine kemer yaptırıp, ucunda bir kutu bulunan bir zinciri buradan aşağıya, yola doğru sarkıttığı rivâyeti vardır. 3. Zülfikâr: Hz. Ali’nin kılıcı. 207

