Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Rindlere yaraşır meclisimiz Mevlâ’nın zikri ile hoştur. Mecnûn’a benzer kalbimiz, Leylâ’nın düşüncesiyle şendir. Bizim gönül verdiğimiz şeyin dünya sevgisi olduğunu sanmayınız. Ezel gününden aşk, kadeh sunucumuz olduğundan, Sarhoşça nârâmız, dünyayı kavgaya vermiştir. Yokluk mülkünün meydanından senin güzelliğin için gelmişiz. Can nedir, canan nedir, “kalu bela” gününden beri biliyoruz. Sevgilinin iltifatından bir parça da olsa tatmışız. Can aleminden gelen vuslat şarabından sarhoş olmuşuz. Meyhanemizin şarabı her an vahdet sırrıdır. Cem ve fark makamlarında perva ve ilgi kalmadı. Pirin meclisindeki zevk ve safâdan doyduk. İçimi kolay ve neşe veren şarap ile sarhoş olmuş ve kendimizden geçmişiz. Aşk ile rind, rüsvâ ve kalender meşreb olduk. Bizim efsanemiz dünyayı baştan başa tutmuştur. Aklımız, çaremiz delirtici aşka düştü. Sevinmemiz, aydınlanmamız lütfunun bir zerresi iledir; bir zerre lütfün bizi sevin - dirmeye yeter. Galiba ezel gününde takdirimiz böyleymiş. Zülfünün' tuzağı ve güzel benin bizi bağlayan zincir olmuştur. Yoksa dünyada başka ekmeğimiz, suyumuz yoktur. Dıştan görünen zevkli halimiz vuslatın güzel meclisin dendir. i Ama manevi feyzimiz, vahdet köşesindedir. Ey Es’ad, şikâyet etme, bereket zorluk çekmededir. Hâlis, nice yıllardır ayrılığın karanlığındadır. Ancak şimdi kavuşmanın feyzinden yuvamız aydınlanmaktadır. 167

