Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
46 / Bedir Gazvesi ve Enfâl Sûresi Tefsiri Lâkin orduy-i mes’ûd-i İslâm'ın mânevi kuvveti fev kalâde idi. Ebû Cehil, maktul Hadramî’nin kardeşi Âmir’İ çağırtdı. «işte görüyorsunuz ki kâtiller elimize düşdükten sonra elimiz den kaçmalarına müsâade olunuyor» dedi. Buna karşı Âmir, Arabların adetine göre üstünü başını parçaladı ve çamurlar la sıvanarak kardeşinin intikâmı için feryada başladı. Onun bu feryadı Mekke’lileri yeniden canlandırmışdı. Kureyş ordusunda harb etmeyenler çok idi. Ve kendi lerine kavmiyyet gayretinden başka fedây-ı can ettirecek bir sebeb yok îdi. Ehl-i İslâm ise gayret-i dîniyyeyi her şeye takdîm ve tercih ederek cümlesi vahdet-i islâmiyye ile müttehid ve müttefik idi. Ve şehid olduklarında gidecekleri yeri görür gibi bilir olduklarından nazarlarında şehadetden eaz bir devlet ve saâdet yok idi. «-Yoksa küffâr-ı Mekke kemâl-1 hamakatlarından nâşî 'Biz müctemi* bir cemâa tiz ve müttefik bir kavmiz, reyimiz birbirimize muvâfıkdır, binaenaleyh birbirimize yardım eder bîr kitle olduğumuzdan düşmanlarımıza galebe eder sarsılmaz bir kavmiz mi? derler. Eğer böyle derler ve bu itikadda bulunurlarsa bu sözleri ve îtikadları bâtıldır, zira yakında o cemıyyet mağlub olur ve harb zamanı harbden arkalarım dönerler.» (Kamer: 44-45) Yani müşrikler cemıyyetlerine mağrur olarak kendilerinin galib olcaklarını îtikad ediyorlarsa yakın vakitde onların cemıyyetleri elbette münhezim olur. Ve muharebede arkalarını dönerek firar ederler. Zira onların gururlan sürûrlarına mani ve âdetleri olan zulüm ve butlana ısrarları dahi helaklerine sebeb olur. Fahr-i Râzî ve Beyzâvî’nin beyanları veçhile Cenâb-ı Hakk, bu âyet-i celiledeki va'dini ■■Yevm-i Bedir» de İhsan buyu rmuşdu r. Bu âyet- i kerime mukaddema Mekke’de nâzîl olarak gelecekden haber veren âyetden ve Nübüwet-i Muhammedi'nin delîl-i alenîsi olan mu'cizâtdandır. Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-'den mervıdir ki: Bu âyet-i kerime nâzil oldukda acaba hangi cemiyyet bulunacak? dedim. Yevm-i Bedir'de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz zırhını giyip de; Kamer sûresinin 45. âyetini okuyun ca o vakit murad ne olduğunu anladım.» diye buyurmuşdur ki, bu âyetin mazmû- nu o gün tamâmıyla zuhûr ederek müşriklerin cemiyyetleri münhezim olmuşlar ve asâkir-i islâmiyye'ye karşı arkalarını dönerek firar eylemişlerdir.

