Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
94 / Bakara Sûresi Tefsiri Arifler bu âyet-i celîlenin tefsirinde demişlerdir ki: «İman edip de sâlih ameller işleyenlere, altlarından ırmaklar akan cennetlerin onlar için olduğunu müjdele.» Yani: Hakîki îman tohumlarından ve kalbî, rûhî, sırrî amel lerinden, sâlih fiillerinden dolayı bu dünyâda da bir cennete kavuşurlar. Tevhîd, tecrîd, tefrîd, zühd, takva, sıdk, ihlâs, hidâyet, kanaat, iffet, mürüvvet, fütüvvet, mücâhede, mu rakabe, şevk, zevk, rağbet, rehbet, havf, haşyet, recâ, safa, vefa, taleb, irâde, muhabbet, haya, kerem, sehâvet, şecaat, ilim, marifet, izzet, rif’at, kudret, hilim, afv, rahmet gibi amelleri, yüksek himmet ve diğer yüce makamât ve ahlâka nâiliyet sebebiyle altlarından tevhîd, re’fet, muhab bet ve fazilet nehirlerinin akdığı cennetlere, bahçelere nâil olurlar, bunların her birinin meyvesini tatdıkları müddetçe müşâhede, mükâşefe ve muayenelere nâil olurlar. Erbâb-ı müşâhede, mücâhedelerinin semeresi olarak bir suret içinde pek çok haller ve mânâlar müşâhede ederler. Hakikate ermemiş olanlar şimdi gördükleri bir şeyi eskiden gördüklerinin aynısı zannederler. Hakikate ermiş bulunanlar ise her an başka bir te cellîye nâil olurlar. Bu da onların kalb safalarının seme residir. Çünkü Allah’ın ve Rasûlü'nün yoluna sülük ede rek âhiretde nâil olacakları cennetin benzerine burada nâil olmuşlardır. Cennetde kendilerine bir nimet takdîm edildiği zaman, «Yâ Rabbî, bu bizim bundan evvel de merzûk kılındığımız şeydi» derler. Orada onlar için te mizlenmiş zevceler vardır. Yani kurbiyyet cennetlerinde ebkâr-ı gaybden zevceler. Bunlar erbâb-ı müşâhedeye âiddirler. O zevcelerin ne sahihlerinden başkasına gözleri

