Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
------------------------------------------------------------ Tâlût ve Câlût / 343 İşmûîl peygambere de Tâlût’un melik nasbolundu- ğu vahyolunur. Tâlût merkebini ararken İşmûîl -aleyhis- selâm-’a rast gelir. Oda: «Ey Tâlût, Benî İsrail’e melik ol dun» der. Benî İsrail’e de bu tayini bildirir. Tâlût’un başına seksen bin mücâhid toplanır. Fakat İşmûîl -aleyhisselâm- bunların dönekliğini bildiği için Tâlût’a bunları şöyle bir imtihan etmesini söyler: «Kim şu Ürdün Nehri’nin suyundan içerse o benim dînimden değildir. Her kim de içmez ise o bendendir» der. Hepsi sudan içerler. Ancak içlerinde Dâvûd -aley- hisselâm-’ın da bulunduğu üçyüz kişi o sudan içmez ki, peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Bedir mücâhidleri sayısına müsâvîdir. Tâlût ile Câlut arasında Havârin’de harb olur. Tâlût askeri arasında bulunan Dâvûd -aleyhisselâm- Câlût’u öldürür. Bir müddet sonra İşmûîl -aleyhisselâm- da ölür. Tâlût kırk sene kadar adalet ve basîret ile hükümran olur. Buhârî’nin Berâ bin Âzib -radıyallahu anh-’den rivâyetine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sel lem- Efendimiz’in ashabından Bedir’de bulunanların sayısı Tâlût’un, Ürdün nehrini kendisiyle beraber ge çen ashabının sayısı kadardır. Peygamberimiz: «Sizin adediniz Tâlût askerinin adedine uygundur» buyur- muşdur. Berâ bin Âzib -radıyallahu anh- devamla: «Vallahi Tâlût ile beraber nehri yalnız mü’min olanlar geçdi» demişdir.

