Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Selmân-ı Fârisî / 131 Benim bu kıssamı ashabının işitmiş olmaları Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in pek hoşuna gitti. Zencir-i esâret ayaklarımı bağladı da, Nebiyy-i Ekrem -sal lallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte «Bedir» ve «Uhud»da bulunmak nimetlerini elden kaçırdım. Günün birinde Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bana: «- Selman, kendini mükâtebeye bağla» diye ferman buyurdular. Sahibim ile -çukurlarını da kazarak- üçyüz, diğer bir rivâyete nazaran beşyüz hurma ağacı dikmek ve kırk okka altun vermek şartıyla mükâtebe ettim. Yani bunları yapınca ben âzâd olacaktım. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ashab-ı kirama: «- Şu kardeşinize yardım ediniz,» diye buyurdular. Yardım başladı. Kimi otuz, kimi yirmi, kimi onbeş, kimi on fidan, hâsılı herkes elindeki mevcudu nisbetinde bana yardımda bulundu. Üçyüz yahud beşyüz fidanı hazırlayınca Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bana: «- Selman, şimdi artık git de bu fidanlar için çukurları kazmağa başla. İşini bitirince bana gel ki, onları ben dike yim» buyurdular. Kazmağa başladım. Arkadaşlar da bana yardım etdiler. işimizi tamamlayınca gelip haber verdim. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz benimle beraber oraya teşrif etdi ler. Artık fidanları bizyanaşdırıp Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mübârek eliyle yerine koyuyordu. Selman’ın nefsi yed-i kudretinde olan Allah üAzîmü'Ş-şan’a kasem olsun ki, o

