Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
95 bugünün hâtırası olarak kabûl edin, altın yüzüğü de hanı- mınıza hediye edersiniz!” İmam Efendinin seccâdesini diğer seccâdelerin üstüne getirir. Elbiselerinin düğmelerini sağdan ilikler. Çaya attığı şekerin bile tek olmasına dikkat eder. Yol refîki ile gider- ken binite nöbetleşe biner. Eğer kabûl etmezse arkadaşı bu teklîfi, onun nöbetinde hayvanın istirâhatini temin ederek yolun taşlarını bertarâf eder. “Bitmez güzelin vasfı ağaçlar kalem olsa.” Onun zarâfette cild-i sânîsi, benzeri Hacı Hasan Efendi, “Ümmetimin en hayırlıları, görüldüklerinde Allah hatırlanan kimselerdir.”19 hadîs-i şerîfine mutâbık uygun düşmesiyle zâten zarâfet örneği idi. Misâfirlerinin tek tek hatırlarını sorup gönüllerini alırdı. Müşkillerinin halli için ihtiyaç sâhiplerine yardım sandığı kurdurmuştu. Çalışırken aya- ğına taş düşen evlâdı için uykusunu kaybetmişti. Diz üstü oturanlardan birinin ızdırâbını gönlünde hissederek şöyle diyordu: “Evlâdım senin dizin ağrıyor benim de kalbim.” Zarâfete edeb dersek, davranış biçimi olarak ele alırsak, en güzel yaşam biçimi Nebîler Nebî’si (sav)’dedir. Zarâfeti gönülde aramalı. Bin bir çeşit çiçeğe konup peteğe arının bal yaptığı gibi, 6666 Âyât-ı İlâhî’den nûr alıp hayâta ışık tutmalı. Bulutlardan süzülüp inen, ölü toprağa hayat veren rahmet olmalı. Yağmurla toprak misk gibi kokar. Yoksa arz çoraklaşır. Mü’min olup güzel ahlâkla nezâket, letâfet, zarâfetle her yana koku salmalıdır. Zarâfet, görülen şahsın bütün hey’etindedir. Sevgili Peygamberimizin, “Velîler kimdir?” diyen ashâb-ı güzîne 19 Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13140.

