Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
119 rûhânî güzelliği kalpte belirdiği gibi bedende de meydana geliyor. Çünkü Cenâb-ı Hakk: “Allâh’ın zikriyle kalpler ve deriler yumuşar” diye buyuruyor Zümer Sûresi’nde. Daha varmadan insanı ilâhî bir huzur kaplıyor. Evliya Camii deniyor, oraya girdik, kabri saâdetine vardık. Onun Cenâb-ı Hakk’a olan aşkını, muhabbetini, takvâsını, verâsını, mukarrebûn kul oluşunu, velâyetini vesîle kılarak affımızı talep ettik Cenâb-ı Hakk’tan. Tabii anlatılması mümkün değil. Diğer yerlerden gelen kardeşlerimizle de orada görüş- me hâsıl oldu. Ondan sonra tekrar, misâfir olduğumuz eve döndük. Ondan sonra Tâha’l Hakkârî Hazretlerini ziyâret için yola çıktık. Büyüklerimizden çok duyduk, hem kitap- larda da mevcut. Biraz az bilgi verilmesine rağmen Üstâz-ı Âlîmizden duyduğumuz birçok güzellikleri hâtırımızda. Tâha’l Harîrî hazretlerinin bizzat mürşidi Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz. Buyuruyorlar ki, Tâha’l Hakkârî ile de görüşün. Anlaşıyorlar, bir mekânda bir araya gelmek üzere ahdediyorlar. Tâha’l Hakkârî hazretleri o beldeye önceden geliyor, Tâha’l Harîrî Hazretleri bir müddet sonra iştirâk ediyor. Fakat Tâha’l Harîrî hazretleri içeri girmiyor, kapının önünde bekliyor. Tâha’l Hakkârî hazretlerinin müridlerinin bir kısmının gönlüne, “Efendi Hazretleri onu istikbâl etmedi, ayağa kalkıp karşılamadı da onun için girmiyor.” düşüncesi geliyor. Sonra haber veriliyor, Tâha’l Hakkârî Hazretleri he- men karşılamak için ayağa kalkıyor. Tâha’l Harîrî Hazretleri diyor ki: “Efendim bir dakîka. Evlatlarınızın gönlüne sâhip olun. Kapı önünde bir müddet duruşumu sizin istikbâl et- mediğinize hamlettiler. Hâlbuki ben meleklerin içeriyi tamâ- men doldurduğunu gördüm. Onları rahatsız etmemek için

