Sayfa metni
Gönül Beytullah’tır Hakk sevdalıları Rablerini Öyle anarlar ki, tuttuğu yıl orucunda, iftar saatinde, yeme ve içme ânı için, “Beni Allah’ımı anmaktan alıkoyuyor.” diye üzülürler. Bir günde kıldıklan bin rekât namazla, bitkin bir hâle gelince, bir yere yaslanıp şu sözü mırıldanırlar: “Bu halkın Allah’tan başka biriyle hemhâl olmasına, kalplerinin Hakk’ın sevgisinin dışında biriyle rahata ermesine şaşıyo ruz biz.” Evliyâ-yı Kirâm’a göre, “Mevla âşıklarının zikre olan düşkünlüğü, susuzluktan kavrularak suya doğru süratle koşan bir insanın iştiyakından daha fazladır.” _ Bayezid-i Bistâmi (ks)’nin Allah Teâlâ’nın isminin yü celiğinden, azamet ve heybetinden duyduğu haşyede, tekbir alırken heyecanlandığı gözlenir, göğüs kafesinin kemiklerinin çatırdadığı duyulurmuş. Allah’ın azamet ve kibriyâsının tesiriyle sabaha kadar tevhid okuyamadığı, bevlinde kan görüldüğü de kaydedilir. Efendimiz (sav). Miraç’ta iken Arş-ı Âlâ’da, nurlara gark olan, batan bir kimseyi görür ve onun, nebî mi, me lek mi olduğunu sorar. Âlemlerin Fahri (sav)’ne şöyle ce vap verilir: “Ne melek, ne de nebî! Ana ye babasına âsî olmayan, cemaatle namaz kılmaya düşkün, dili Allah’ın zikriyle ıslı, zâhid bir kuldur o.” Musa (as), “Rabbim! Senin katında en makbul taat nedir? Söyle de onu yapalım.” deyince Hâlik-ı Zü’l-Celâl “Beni anıp, unutmamaktır?” buyurur. Gerçek Âşık Rabbini Unutmayandır Feth-i Mevsilî (ks), “Âşık, göz açıp yumuncaya kadar dahî Rabbini unutmayan kimsedir.” der. 57

