Sayfa metni
Gönül Beytullah’tır. Zünnûn (ks), “Dili ve kalbi Allah’ı zikredenin gönlü ne, İlâhî aşk ve muhabbet nûru yerleştirilir.” buyurur. Züheyr el-Bâbî (ks), beşerî aşktan İlâhî aşka geçenle rin hallerini şu şekilde sıralar: “Nefesleri adeta Arş’a çıkar, kalpleri ürperir durur, ateşe atılsa ateş ona tesir etmez, soğuk kış gününde bile alnından ter dökülür, rengi, kül gibi sararır durur, uyku suzluktan da gözleri kurur.” , Hakk Aşkıyla Yananlara Ateş Bile Tesir Etmez “Mevlâm!” diye yananların vücuduna ateşin bile tesir etmediğini birkaç misalle arz edelim: Esad-ı Erbîlî (ks)’nin dergâhında, aşklı bir zikir halka sında Kel Hızır namında bir derviş, yanan şöminenin içine girerek, yaka ve bağrını açar: “Elhamdülillah! Biraz serin ledim.” der. Bir dervişin çocuğu da alevler arasında kalan bu âşığı görünce babasına: “Baba! Başındaki kıllar da yan mıyor.” der. Adapazarı’nda, Mustafa Erbil Be/in idare ettiği zikir halkasında yanık bir derviş, içinde kömür közleri bulunan mangalın üzerine diz çöküp oturarak, saatlerce “Allah, Allah” diyerek Hakk’ı zikreder. Hakk Sevdalıları Hakk’tan Gelen Her Şeyi Baş Tacı Ederler Hakk sevdalıları, Allah’ın, bizi, yüzü suyu hürmetine yarattığı Habîb-i Zîşan (sav)’ı, Sünnet-i Seniyye’sini, o güzel âdet ve yaşantısını, kıyâmete kadar bâki olacak olan hayat düstûru Kur’an-ı Kerîm’i, O (sav)’na ait ne varsa her şeyi baş tâcı edip korurlar. Allah’a âşık, bağrı yanık kullar; 58

