Sayfa metni
42 / Fâtiha Sûresi Tefsiri Ubûdiyet. En umûmî mânâsıyla, Cenâb-ı Hakk’ın her takdirine rızâ ve teslimiyettir. İzhâr-ı tezellüldür. Hu- sumetsiz rızâ, şikayetsiz sabır, şüpheden uzak bir ya- kîn, dönüşü olmayan yöneliş ve tevakkufsuz rızâ-i İlâhî ye vusul ‘Ubûdiyet’ kısmına girer. İbâdet, ubudiyet mefhumu içinde olan huzû ve hu- şûnun ve Cenâb-ı HakkT tâzimin en son derecesidir. İmâm-ı Gazâlî’nin El-Erbaîn nâm eserinde tasnif ettiği üzere ibâdetler on kısımdır. Namaz, zekât, oruç, hac, Kur’ân okumak ve her hâlinde Allah’ı zikretmek, helâl rızık kazanmak, müslü- manların haklarının ikâmesine çalışmak, kardeşlik hu kukuna riâyet etmek, iyiliği emir ve kötülükten nehyet- mek ve sünnet-i seniyeye ittibâ etmektir. Bunlar peygamberimize ittibâ olup saâdetin anah tarlarıdır. Muhabbetullah ancak bununla belli olur. Çün kü Cenâb-ı Hak: İl “De ki ey Habîbim! Eğer Allah’ı seviyorsanız he men bana tabî olun ki Allah da sizi sevsin.” (âi-i İmrân Sûresi, 31) buyurmuştur. Fahr-i Râzî’nin beyânı veçhile ibâdet, emredicisini tâzim sûretiyle memur bulunduğu fiili emrolunduğu veç hile yerine getirmektir. Çünkü ibâdet, kulun kemâl-i tezellül, huzû ve huşû ile Rabb-i teâlâya kudretinin yettiği kadar tâzimini îfâ et-

