Sayfa metni
Istiâze ve Besmele Hakkında / 33 tevfik ve ismetiyle buraya kadar geldiğine şükreder ve şükürden bir an gâfil olmamağa ihtimam eder, yoksa küfrâna düşerse bu yüce mertebeden düşeceğini bilir. O mertebe ki, hâlislerin mertebesidir. Artık böyle bir düşünceyi derhal terk ederek hamd ve şükrünü artır maktan başka çaresi yoktur. Bunda da muvaffak kılınır sa maksûduna vâsıl olmuş olur, ve bütün ömrü boyun ca bu güzel hâlet üzere devam eder. Gün gelir, dünyada bir eğreti gibi olur ve her an âhi- ret habercisini bekler. Dünyayı hakîkî veçhesiyle görme ğe başlar. Ulvî âleme şevki arttıkça artar. Bir bakar ki karşısında âlemlerin Rabb’inin elçisi emânetini almağa gelmiş, Rıdvan onu cennetle müjdeler: Rabbi ona gadap etmeyecektir. Gönül hoşnutluğu içinde emânetini teslim eder. Artık şu süflî âlem ile alâkası kalmamıştır, huzûr-ı İlâhîye varmış, cennet bahçelerinde karar kılmıştır. Orada söyleyeceği de ¿mJÜi Lj ¿1 -¿İJÎ hamd, şü kür, medh ve senâdır. ¿yjüı i/,: Âlemlerin Rabbi: Rabb, terbiye ve ıslâh edici yetiştirici demektir. Âlemler hakkında olunca, türlü türlü gıdalarla varlıkları nın devamının esbabını yed-i kudretinde tutan ve dere ce derece mertebe-i kemâle ulaştıran demektir. İnsan hakkında olunca, zâhirleri nîmet ile terbiye eden, -ki bunun mahalli nefislerdir- bâtınları da rahmet ile terbiye eden -ki bunların mahalli de kalblerdir- de-

