Sayfa metni
34 / Fatiha Sûresi Tefsîri mektir. Âbidlerin nefislerini ahkâm-ı şeriat ile, müştakla rın kalblerini âdâb-ı tarîkat ile, âşıkların sırlarını envâr-ı hakikat ile terbiye edendir. İnsanı bazen etvarıyla yâni ömründe uğrayacağı her bir menzilin muktezâlarıyla, bazen âzâsına koyduğu envârının kuvvetlerinin füyûzâ- tıyla terbiye eder. Kemiğe işittiren, yağa görme hassası veren, eti ko nuşturan, nebadâtın tane ve meyvelerini yine onların gıdasına ve devamına vesile kılan, hayvanları elleriyle ve yağlarıyla, yerleri nehirleri ve ağaçlarıyla, eflâki, yıl dızları ve nurlarıyla terbiye ederek kullarına musahhar kılan Allah’ın şânı ne yücedir. Akıp giden zaman içinde seni sakin kıldı. O derece hareketli haşerâta gece sükûn verdi. Seni onların hücu mundan muhafaza buyurup gündüz rızkını aramağa imkân verdi. Seni, sanki senden başka bir kulu yokmuş gibi itinâ ile terbiye etmektedir. Sen ise ya O’na hizmet etmezsin, ya da edersen O’ndan başka da rabbin var mış gibi edersin. Âlemîn, âlemler demektir, “âlem” kelimesi de cemi dir. Müfredi yoktur. Vehb bin Münebbih demiştir ki: Allah’ın, daha on-sekiz bin âlemi vardır. Dünya bunlardan sâdece bir tanesidir. Harap olanlara göre ümran, sahrada bir tek çadır gibidir. Kâ’bu’l-Ahbar demiştir ki: Âlemlerin sayısı tesbit olunamaz. Çünkü Cenâb-ı Hak:

