Sayfa metni
48 esîridir. Bir an da olsa Allah Teâlâ’nın, nâmusu, dili, eli, ayağı, gözü ve kulağı husûsunda gözetleyici olduğunu hatı- rından çıkarmaz. Delîli Kitâb-ı Kerîm, yoldaşı takvâ, bineği aşk ve şevk, şiârı İlâhî korku, sığınağı namaz, kalkanı oruç, huzûru sadaka, vezîri sadâkat, hayâ emîridir. Evsâfını saydığımız bu kemâlât, onların bizden arzu ettikleri sıfatlardır. Bir iş merkezinde dahi, o kurumun ele- manlarının özellikleri belirtilir. Mü’miniz, mü’minlik vas- fımız, müslimiz, müslimlik şahsiyetimiz, muhsiniz, (Allah Teâlâ’yı görür gibi ibâdet etme) özelliğimiz istenir bizden. Tattığımız meyve, ağacını; kokladığımız gül, cinsini; gördüğümüz kuş, türünü bildirir bize. Kayserili meczûbînden Cemil Baba, hacca giden bir şoförden Medîne-i Münevvere’nin taşından ister. Şoför bu isteği unutarak, herhangi bir yerden aldığı taşı verir. Cemil Baba taşı koklar, “sen kimi aldatı- yorsun, bu taştan mübârek beldenin kokusu gelmiyor” der. Rûhumuz, geldiği mekânın “elestü birabbiküm? Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitâbına, “Kâlû belâ” “evet Rabbimizsin” tadını vermeli. Bedenimiz “Benû Âdem” ol- manın lezzetini bahşetmeli. Arabî harflerle Elif, Namazda kıyâmımızı; Dal, rükûumuzu; Mim de secdeye varışımızı ifâde etmeli. Ebu Hureyre (ra)’den rivâyet olunan Hadîs-i Kudsî’de belirtilen kurbiyyet, Mevlâ-i Müteâl’e yakınlık kokusu gel- meli bizden. “Allah Teâlâ buyurdu ki: Kim benim velîme düşmanlık ederse ona harb îlân ederim. Kulum Bana kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir şeyle yaklaşmamıştır. Kulum nâfilelerle kendisini sevinceye kadar Bana yaklaşmaya devâm eder, Ben onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Eğer Benden istese muhakkak ona veririm, Bana sığınsa onu korurum.”

