Sayfa metni
49 Üç ay kadar bir müddet hacda bulunan birine, “sizin görüntünüz Hacı Hasan Efendi’nin kokusunu veriyor” der bir zât. Yûsuf’un (as) gömleğinin kokusunu vermeli hâlimiz, ha- reketimiz. Mübârek burunlarını Yemen’e çeviren Resûlüllâh’ın (sav), “Rahmânî koku geliyor” buyurduğu râyiha duyulmalı bizden. Üstü başı misk ü amber kokan kimsenin, “Bugün Fahr-i Kâinâtı (sav) gördüm” sözü nakledilmeli bizden. Dedem Şeyh Mustafa Hulûsî’nin (ks), üstâzının mübârek eline temasla üç ay devâm eden râyiha duyulmalı bizden. Sa’d ibni Rebî’nin (ra), muharebe meydanında, şehâdet ânında “Cennetin kokularını duyuyorum” iniltisi gelmeli bizden. “Mü’min, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını gö- rürsün. Onun her işi faydalıdır.”1 Hadîs-i Şerîfi’ndeki özellik bulunmalı bizde. Efendimiz (sav)’in haber verdiği Kârî’nin, Kur’ân-ı Kerîm okuyanın tadı bulunmalı bizde. “Kur’ân okuyan mü’min portakal (ağaç kavunu) gibidir. Kokusu da, taâmı da hoş- tur. Kur’ân okumayan mü’min, hurma gibidir. Kokusu yok fakat tadı hoştur. Kur’ân okuyan münâfık reyhana benzer. Kokusu hoş, tadı acıdır. Kur’ân okumayan münâfık, Ebu Cehil karpuzuna benzer. Kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.”2 Çocuğun, babasına benzemesi nîmettir. Rûhumuzun ba- basına müşâbih, benzer olmamız da bir lütuftur. Cismimizin babası Âdem (as), rûhumuzun babası da, İki Cihan Güneşi Muhammed Mustafâ (sav)’dir. O’na ve vârislerine, mür- şid-i kâmillere benzeme ümîdiyle, Vesselâmü Aleyküm Verahmetüllâhi Veberekâtühü… 1 Taberânî, el-Mu”cemü”l-kebîr , XII, 319. 2 Buhari, Et’ime, 30; Fezailü’l-Kur’an, 17; Tevhid, 36; Müslim, Müsafirin, 243.

