Sayfa metni
47 Sâmî Efendi Hazretleri’nin ve emsâlinin, îmanla gönlü arş, kenz (İlâhî mâden) ve beytullahtır. Kalbi zühd, tâat, ısmet ve Tevfîk-ı Samadânî ile merzuk, zengindir. Edeb-i İlâhîyi gözetmekle, Allah Teâlâ’dan ilham ile sadrı pâktır. Taâmı az, evi mescid, kıymeti nezâfet, zîneti isyandan kaçıştır. Azığı takvâ, geçimi geceyi ihyâ, sözü zikir, sükûtu tefekkür, nazarı ibret, sığınağı Mevlâ-i Müteâl’dir. Ebdâlînin, kırkların da evsâfını görürsünüz Sâmî Efendi Hazretleri’nde. Zarûret hâlinin dışında konuşmaz. Lağv, boş söz etmez. Onunla seyahat edenler, ne zaman uyan- salar, gece onu ayakta bulurlar. Halkın içine karışmaz. Yolculuklarında, karşısında kimsenin bulunmadığı yeri tercîh ederler. İnsanlarla bir araya geldiklerinde, öğüt ve nasîhatte bulunurlar. Mîdelerini tıka basa doldurmazlar. Bütün gün yedikleri, bir kap bile değildir. Günlerini zikir ve şükürle geçirir Üstâz-ı Âlîmiz. Cömert, şefkatli, merhametli, haşyet-i İlâhî ile gönlü nur, mübârek dili hikmet konuşur. Efendimiz (sav)’in, Hz. Muaz’a (ra) haber verdiği kâmil mü’minin özelliklerini taşır Üstâzımız Hazretleri. Nefsânî arzularından uzak, Kur’ân-ı Kerîm’e bağlı, Hakk Teâlâ’nın Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks)

