Sayfa metni
82 Edeb, insanda meknuz, saklı güç ve kuvvetin ortaya çıkmasıdır. Sırr-ı hilâfet, tâlim-i esmâ gibi nice nîmetler insanda mevcuddur. Cenâb-ı Hakk’ın, “Beni ne yer aldı ne de semâ. Ancak mü’min-i kâmilin kalbi aldı.” Hadîs-i Kudsî’si yeter bu mânâda. Emânet, Peygamberlerin sıfatıdır. Mü’min olmanın şartı da emîn, inanılacak kimse olmasıdır. Emânete ihâ- net münâfıkların sıfatıdır. Vedâ hutbesinde Efendimiz (sav) “kadınları size emânet ediyorum” buyurmuştur. Son ne- fesinde Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Size iki emâ- net bırakıyorum. Bunlara sarıldıkça sapıtmazsınız. Biri Kitâb-ı Kerîm, diğeri Sünnet-i Resûl’dür (sav).” Kıyâmetin alâmeti, emânetin zâyi olmasıdır. “Cenâb-ı Hakk emâneti ehline vermenizi emreder.”1 buyuruluyor. Bâtında emânet, Tevhid’dir. “Ancak Sana kulluk yapa- rız. Ancak Senden yardım bekleriz.” Maksad ve gâyemiz 1 Nisâ, 4/58. Emânet

