Sayfa metni
81 Geçer iken Yûnus şeş oldu dosta Ki kaldı kapıda andan içeri Hızır (as) Mescid-i Aksâ Câmide Yine bir Cuma günü Mescid-i Aksâ Câmii dolup taş- mış, safların arasından iğne geçmezmiş. Hızır (as) üstü başı yırtık, sökük bir halde arka saflarda birinin yanına diz çökmüş. Hoca ise sırat köprüsünü anlatıyormuş, işte böyle kılıçtan keskin, kıldan ince, düşenler, ok gibi geçen- ler vs. Herkes ağzını açmış hocayı dinliyormuş. Hızır (as) yanındaki adama bakmış adam hocayı dinlemiyor, başına eğmiş hafif hafif sallıyor. Hızır (as) yanındaki adamı dürtmüş, “Hoca çok önemli bir olayı anlatıyor bak herkes dinliyor sen niye dinlemiyorsun?” deyince adam işâret parmağını dudaklarına götürerek sus demiş. Hızır susmuş tekrar insanları seyretmeye başlamış evet herkes hocayı dinliyor ama yanındaki adam dinlemiyor. Bir kez daha adamı uyarınca adam: “Bana bak senin Hızır olduğunu söylersem câmide bulunan bu insanlar ho- cayı dinlemekten vazgeçerler, senin peşine takılırlar, otur oturduğun yerde bir daha beni rahatsız etme” demiş. Hızır (as) susmuş. Ezan okunmuş, Hızır (as) farzı kıl- mış, sünneti beklemeden dışarı çıkmış. Cebinden isimlerin yazılı olduğu defterini çıkarmış kontrol etmiş, biraz önce Mescid-i Aksâ câmiinde kendisini tanıyan adamın ismini görememiş. Durumu Allâh’a arz etmiş, Allah’tan şöyle bil- dirilmiş: “Bizim iki adet isim defterimiz var, biri genel, biri özel defterlerdir. Genel defteri size verdik, özel defter bizde kalıyor. Sizi câmide tanıyan kişi bizim özel defterlerimizde kayıtlı Hâlis ve Muhlis kullarımızdandır.” Nasıl ki ilâhî defterde ismi bulunanlar varsa meleklerin kaydetmediği ameller de vardır.

