Sayfa metni
79 Termal kameralarla, yapılan hayır ve şer işleri vücutta kendini gösterir de gönül ekranında hiç belli olmaz mı? Vücuttan alınan kan bedendeki hastalığı bir bir gösterir de evliyâullâh’ın nûrla bakan gözü, mânevî ultrasonu insanın ahvâlini hiç bildirmez mi? Daha görmeden, gönül ekranında mürşid-i kâmil ihvânının hâlini biiznillâhi Teâlâ seyreder. Sabah saat 9’da evimize misâfirler gelir. Bir tânesi geç saatte kapının ziline basar. Üstâzımız “söyleyin ona” der, “Yapmış olduğu yanlış bir işi temizlesinler” buyurur. Onu duyan kim- se ellerini yüzüne kapar, nedâmet ederek eve döner. Fâizle yaptığı bir işi tarlasını satarak helâle dönüştürür. Sâmî Efendi Hazretleri’ne 60 kişi intisâb için yola çı- karlar. Sâdece 2 kişiye ders verir. Bu cemâatin içinde bulu- nan müftü bir zâta der ki: “Evlilik işini hallet de öyle gel.” Meğer başkasının nikâhında olan kadını kaçırarak evlenir. Önlerine konan yiyeceklerin helâl olup olmadığını yiyip yememesinden anlarlar. Çokça ikrâm edilen bir bisküviyi bir müddet sonra yemez. Araştırdıklarında o müesseseye haramın bulaştığı görülür. Kabûl dergâhına giden ameller de melekler vâsıtasıyla kontrol edilir. İçinde riyâ, kibir, ucub bulunursa amel kabûl edilmez. “De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sâdece bir İlâh olduğu vahyolunu- yor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine ibâdette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”3 Riyâ, ikiyüzlülük gibi Allâh’a gizli ortak koşmayı amellerine karıştırmasın. “Allâh’ın en çok sevdiği amel, az da olsa devamlı olanıdır.” “Allah vücutlarınıza ve şekillerinize bakmaz. Fakat Allah kalplerinize bakar.” 3 Kehf, 18/110.

