Sayfa metni
87 İnsanın üzerinde doğup büyüdüğü, yaşadığı bir ülkesi vardır. İslâm’a göre vatan, İslâm otoritesinin ve hükümle- rinin uygulandığı yerdir. Bir yabancı dahi toprağı, vatanı hacmine göre ölçmüyor. “Bir memleketin saha bakımdan büyüklüğü onun gerçek büyüklüğünü ifâde etmez ve bir mil- leti millet yapan arâzîsi değildir.” Thomas Henry Huxley Vatana olan sevgi çokça dillendirilmiştir: “Benden eyerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.” Mete Han Hz. Ali (ra) vatana ihânetin cürmünü belirtir: “Şahsınız kötülük eden bir düşmanı affediniz, lâkin vatanınız ve mil- letinize kötülük eden bir kimseyi, aslâ affetmeyiniz.” Vatanı korumanın önemini Mehmet Akif Ersoy “Sâhipsiz olan va- tanın batması haktır, sen sâhip olursan, bu vatan batmaya- caktır” diye belirtir. Abdülhamîd (rh.a) toprak isteyen rezil bedbahta şu cevâbı verir: “Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zîrâ bu vatan bana değil milletime âittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir.” Mekke’den çıkmak zorunda bırakılan Hz. Peygamberimiz (sav) “Vallâhi sen Allâh’ın yarattığı yerlerin en hayırlı, Allah katında en sevgili ola- nısın. Senden çıkarılmamış olsaydım çıkmazdım. Bana senden daha güzel, daha sevgili yurt yoktur. Kavmim beni, senden çıkarmamış olsaydı çıkmaz, senden başka bir yerde yurt yuva tutmazdım” buyurmuştur. Cenâb-ı Hakk Habîbini hiç mahzûn kor mu? “Kur’ân’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndüre- cektir.”7 Bir tefsîre göre döneceği yerden maksad Mekke’dir. 7 Kasas, 28/85.

