Sayfa metni
51 günü gelince Peygamberimiz (sav) elimden tutup, “Niçin bana tâbi olma hakkını îfâ etmedin?” derse ben ne yaparım? Bu iş neseble yapılmaz. Allah Teâlâ’ya lâyık hizmetle olur.” Abdül Hâlik Gucdevânî (ks), “Allah Teâlâ ve Resûlü’ne uymakta sebat gösterince şeytan kaçar.” buyurdu. Hâce Ârif Rivgiri (ks), Peygamberimiz’in (sav) sünnet-i seniyyesine dikkati sâyesinde kutbiyyet makâmına gelmiştir. Şeyh Seyfüddin (ks) Peygamberimizin (sav) sünnetine o kadar riâyet ederdi ki, kendisine “sünnet-i seniyyenin ihyâ edicisi” denirdi. Şah Abdullah Dehlevi (ks) cehennem azâbından korktuğu gece Peygamberimiz’i (sav) gördü. O “Sen bizi sevenlerden- sin. Bizi seven cehenneme girmez.” buyurdu. Efendimiz’e (sav) sevgileri sebebiyle O’na tamâmen uyar- lardı. Ebu Eyyûb el-Ensârî (ra) yemeği Peygamberimiz’in (sav) parmaklarının isâbet ettiği yerden yerdi. İbni Ömer (r. anhüma), Resûlüllâh’ın (sav) yürüdüğü yoldan yürür, gölgesinde oturduğu ağacı sulardı. Hz. Cabir b. Abdullah (ra) “O hac yapınca hepimiz yaptık. Kur’ân O’na nâzil oluyor, uygulamasını en güzel bilen de odur diye, O Server-i Kâinât’a tâbî olduk.” O’nu o kadar severlerdi ki, devesini, böğürtüsünden bilirlerdi. Hz. Ebu Bekir (ra) namaz kıldırırken, deve bö- ğürtüsünü duyunca, “bu Resûlüllâh’ın (sav) devesi” derdi. Her hareketini tâkible, tatbîk ederlerdi. Habbab b. Eret (ra), Efendimiz’in (sav) namaz kılarken öğle ve ikindi na- mazlarında Kur’ân okuduğunu söyler. Sebebini soranlara, “sakallarının hareket etmesinden” der.

