Sayfa metni
H. Haşan Efendi (k.s.) 23 Hiç şüphesiz bu nimete sevinip şükrünü eda etmeiiyiz. Kardeşlerim, Efendimiz'in bütün bu bağışlayıcılığına rağmen kâfir ve müşriklerin düşmanlığı hiç bitmedi. Onu sevdiği için Sıddîk-ı A'zam’a yapmadık eza bırakmadılar; aç bıraktılar, pazara çıkarmadılar, hisarın içine girdirdiler, boykot uyguladılar. Sıddîk-ı A’zam, Rasûlullah (s.a.v.) ile Medine'ye hicret ediyorlardı. Sevr mağarasına çıktılar. Sıddîk-ı A'zam, önden mağaraya girdi, orada bulunan bütün yılan, akrep deliklerini bir bir tıkıyor. Son bir deliği kapatamıyor, oraya da ayağını koyuyor. Kendi kendine "Yeter ki Rasûlullah'a bir şey olmasın." diyor ve biraz endişeleniyordu. Rasûlullah (s.a.v.) yol arka daşının haline vâkıf olunca "Mahzun olma biz ikiyiz, üçün- cümüz Halik-ı Zü’l-celâl." buyurmuştur. Allah (c.c.) onları muhafaza ediyordu elbet. Güvercin yumurta yapıyor, örümcek ağım örüyor. Sıddîk-ı A'zam'ın ayağı, kapatamadığı o tek delikte. Yılan gelmiş iki defa ayağını çekmesi için dokunuyor. Hz. Ebûbekir ayağını çekmeyince üçüncüsünde ayağını sokuyor, Hz. Ebûbekir ister istemez ağlıyor ve gözyaşları dizlerinde yatan Rasûlullah'ın üzerine dökülüyor. Rasûlullah'ta uyanı yor. - Niye ağlıyorsun yâ Ebâbekir? - Bir şeyim yok yâ Rasûlallah! Ayağı hala o delikte. - Anam, babam, nefsim sana kurban olsun yâ Rasûlallah! Hiç bir şeyciğim yok. - Allah’ını seversen söyle yâ Sıddîk, ne oldu?

