Sayfa metni
22 | Sohbetler III miz'i taşlamışlar, mübarek ayakları yara bere içinde kalmış tı. Cibrîl-i Emin dağlar meleğini alarak gelmişti. Dağlar me leği hemencecik der ki: - İzin ver, şu iki dağı üzerlerine kapatayım yâ Rasûlallah! - Belki nesillerinden iman edecek birisi çıkar, Ben hak kımı helal ediyorum onlara. Efendimiz'in cevabı ne kadar manidar! İşte bizler böyle bağışlayıcı bir Peygamberin ümmetiyiz -elhamdülillah-. Buna benzer bir diğer hadisede Uhud Gazve’sinde vuku buldu. Uhud Dağı'nda mübarek yüzleri yaralanmış, dişi şehit olmuştu. Allah Teâlâ Cebrail'e, - Habîb'imin kanı yere düşerse yerde nebatat bitirmem. Yetiş yâ Cibril! Habîb’imin kanı yere düşmesin!' Cebrail (a.s.) kanadıyla o kanı almıştır. - Ne yaptın o kanı, yâ Cibrîl! - Kafur ile yoğurdum, Rasûlullah anılınca ağlasınlar diye müminlerin gözüne koydum. Uhud’da, böyle zor bir durumda olduğu halde bile bed dua etmemiş, insanların hidayetleri için Rabbi'ne yalvarmış tır: "Yâ Rabbi! Ben Rahmeten li’l-âlemîn olarak geldim. Ben onların helak olması için gelmedim. Ben onlara hidayeti göstereyim diye geldim. Azab için gelmedim, rahmet için geldim. Onlar bilmiyorlar yâ Rabbi! Sen onları sırat-ı müstakimde kıl." İşte bizler böyle halîm bir Peygamber'in ümmetiyiz - elhamdülillah-.

