Sayfa metni
Ribâ (Faiz) / 411 Yoksa kullar, Allah ve Rasûlü tarafından açılacak bir har be hazır bulunmakla tehdîd edilmişdir. Ribâ, dünyâda sahibinin malını çürütüp bereketsiz kıldığı, sonra da iflâsa götürdüğü gibi, ribâcının cibil- liy-yetine de helâk getirir. Çünkü ribâ illetine dûçâr olan kimsenin bir zaman için malı ne kadar çok olsa da akıbeti fakirlik ve malının bereketi zevâle maruz bulunduğu gibi o kimse de Müslümanlar arasında doğrulukdan uzak hıyâ- netle muttasıf ve güvenilirlikden berî ve fâsık unva-nıyle maruf, kalbi katı ve tabiatı sakil, aksak ve zemmedilen bir kimse olur. Amma sadaka ise dünyâda dâima bereket îrâs eder. Allah’ın kullarına yardım, Allah’ın yardımına mazhariyyeti netice verir. Zirâ bir melek her gün: tâ 41^ J&J ^ J^ S 5^P »Allahım, her infâk edene arkasından daha ver, her tutanın da tutduğunu telef et» diye duâ etmektedir. Bu nu Rasûl-i Zişân Efendimiz hadîs-i şeriflerinde beyân ederler. Sadakanın dünyâda ve âhiretde ecri çok olduğu na delil ise, bu sûre-i celîlenin ikiyüz altmışbirinci âyet-i kerîmesi olup, bir taneye yediyüz kadar bereket ihsân edileceğini beyân etmektedir. Cenâb-ı Hak mü’minlere hitaben, «Eğer hakîkaten mü’mînler iseniz ribâdan geriye kalanı terk edin» bu yuruyor. Fahr-i Râzî'nin beyânı veçhile: «Sizin için artık

