Sayfa metni
412 / Bakara Sûresi Tefsiri mü’minler olduğunuzu lisanınızla söylemeniz kâfi değildir. Eğer kalblerinizle îman etmiş iseniz ribâyı tamamen terk etmelisiniz ve Allah’ın emrini tereddütsüz tutmalısınız!» buyurmaktadır. İmâm-ı A’zam Ebû Hanife -rahmetullahi aleyh- Efendimizin bir adamda bin siyah, dirhemi vardı. Borç lu zât günü gelince dirhemleri bin aded ve beyaz olarak getirdi. Değer bakımından aralarında fark olmamasına rağmen İmâm-ı A’zam «Ben senden o dirhemlerime karşılık bu beyaz dirhemleri alamam. Çünkü faiz ol masından korkuyorum» demekle borçlu zât, aldığı dir hemlere benzer dirhemlerden getirip borcunu ödedi. Yine İmarn-ı A’zam Ebû Hanîfe -rahmetullahi aleyh- Efendimiz, bir borçlusunun evi önünden geçerken evinin önünde gölge düşmüş olduğunu görmekle arka sokak- dan dolaşmış ve «Eğer ben bu adamın evinin önündeki gölgeden istifade edersem, kendisine verdiğim borcun faizi olur» demişdir. Ebû İmame el-Bâhilî -radıyallahu anh- bir defa rü yasında cennetin kapısında: «Borç verene onsekiz misli, sadaka verene ise on misli mükâfat vardır» diye yazılı olarak görmüş, oradaki meleklere sebebini sordukda: «Sadaka verirken muhtaç olmayan birinin eline de geçe bilir. Fakat gelip senden borç isteyen muhakkak ihtiyaç içinde kalmış da, gelmişdir» demişler. Allah Rasûlû -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle bu yurmuşlardır:

