Sayfa metni
168 / Musahabe 2 |4! Îjy I^ÎY Jj^JI cjl^îj 4İİI X. “Sonra ümmetin içinde öyleleri var ki, Allah’a ve âhiret gününe inanır ve infâk ettiği şeyleri Allah’a yaklaşmak ve Rasûlullah’ın şefaatine mazhar olmak için vesîle bilir. Şüphesiz o sadakalar kendileri için yakınlaşmak vesilesidir. Allah onları rahmete dâhil edecektir. Allah ğafûrdur, rahimdir.”173 İşte farz olan bu mâlî ibâdet sâyesinde İslâm, fuka- râyı, bîçâreleri, yetimleri, dulları, yolda kalmışları servet sâhiplerinin malından ehemmiyetli bir sûrette ve tam hakkâniyet ve tevâzün üzere hissedâr ediyor. Bunu kâ- fî görmeyip mallarından bir kısmını vasiyet için zengin lere tavsiyede bulunduğu gibi herkesin vasiyetten olan hissesinin kendisine verilmesini tereke taksîminde ha zır bulunan akrabaya ihtar ediyor. Hulâsa, İslâm’ın birr ü İhsan fazlı, insan zümreleri arasında vücudu, yaradılış kanunu İcâbından olan ser vet fırkalarının körüklediği kin, hased ve ihtiras ateşle rinden sineleri kurtarmak içindir. Yani beşeriyeti hasûd, haris, câhil, tenbel, sefih, bâtıl bir iştirâkiyyûn zihniye tinden, belâsından, tehlikesinden kurtarmaktır. Başka da değildir. Zira bu bâtıl zihniyet, İslâm'a, İslâm gayre tine ve faziletine tam zıd bir düşüncedir, ilk müslüman- lar bunu böyle biliyor ve semâvî tâlimlere uygun hare ket ediyorlardı. 173. Tevbe Sûresi, 99

