Sayfa metni
Semâhat ve Muavenet / 169 Bir de zamanımızda zuhur eden bir çok hayır cemi yetlerinin yer yer vücûda getirdikleri müesseselere o zamanlar ihtiyaç yoktu. Her şey bizzat temin ve herkes bizzat tatmîn ediliyordu. Çünkü İslâm dîni her şeyi te keffül ve temin eder. Evet İslâm hükümetlerinin bütün müslümanlardan tahsîl ettiği her türlü zekât, sonra hayır seven zevâtın türlü türlü vakıflarına, servet sahipleri tarafından Allah rı zâsı için her gün bezlolunan sadakalar, atıfetler öyle bir halde idi ki ilk asırlarda gelen müslümanlar bu tarzda ce miyetler vücûda getirmekten ve bin naz ile verecekleri bir kaç parayı tahsîl edeceğiz diye menfî ruhlu hasislerin el lerini sıkıp durmaktan müstağni bulunurlardı. Daha doğrusu âlem-i İslâm’ın hey’eti mecmuası öyle muazzam bir hayır cemiyeti halinde idi ki tevhîd di- yârının her tarafındaki yüzlerce milyon halkın üzerine kanatlarını geren bu kitlenin kalbleri, Hakk’ın nimetleri sayesinde birleşmiş ve Islâm fazileti yüzünden merha met ve şefkat hisleriyle dolmuş idi. Hasılı Fâtır-ı Ha- kîm'in dilediği gibi yekpare bir vücûd idi. Bir uzva isâbet eden âfet bütün âzâ-yı bedenden harâretler, ıztıraplar tevlîd eder ki tedâvisine koşmak dî nî bir vecibedir.

