Sayfa metni
212/ Ashâb-ı Kiram 2 -Yâ Ebâ Zerr, Şam ahalisi senden niçin şikâyet edi yor?» deyince Ebû Zerr keyfiyyeti anlatdı. Onun üzerine Hazret-İ Osman: - Yâ Ebâ Zerr, nâsı zühd üzerine sevk u cebretmek mümkün olmaz, benim üzerime lâzım olan onların arasında Allah’ın emriyle hükmetmek ve onları adi ü i’tidâle tergıyb eylemekdir.» dedi. Ebû Zerr de: - Ağniyâ bezl-i sadaka ile cirân u ihvanlarına ihsan etmedikçe ve akrabalarını gözetmedikçe biz onlardan razı olmayız, dedi. Mecliste hazır olan Kâ’bu’l-Ahbar: «- Farizayı eda eden borcunu ödemiş olur! deyince Ebû Zerr hiddetlenip: «- Ey yahûdî-zade! Sen kimsin ki, böyle bahse karışıyorsun?» diye asâ ile vurdu. Kâ’b’ın başı mecruh oldu. Bu halde Ebû Zerr’in ceza görmesi lâzım geldi. Onun buna bir diyeceği yoktu. Fakat Hazret-i Osman -radıyallahu anh- Kâ'bu’l-Ahbar’dan bu hakkın kendisine bahşolunmasını ricâ etti. O da bağışladı. Ebû Zerr -radıyallahu anh- artık Medine’de duramayacağını anladı ve Hazreti Osman - radıyallahu anh-’e hitâben: Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- «Binalar Sıh'dağına vardıkta Medine'den çık» diye bana emretmişti, izin verir misin çıkıp gideyim, dedi. Hazreti Osman da izin verdi. Medine-i Münevvere civarında Rabeze nâm karyeye gitti. Hazret-i Osman ona bir sürü deve, ve iki köle verdi. Ve mikdar-ı kifaye erzak tayin buyurdu: Muaviye de onun iyâlini Şam’dan Rabeze’ye gönderdi. Sonra Ebû Zerr-radıyallahu anh- Rabeze'de bir mescid bina etdi. Gelip gidenlere ehâdis-i şerife ve mesâil-i diniyye rivâyet ve talimi ile meşgul oldu.

