Sayfa metni
Hz. Ebû Zerr-i Gıfârî / 209 - Şu sâbiîye hücûm edin, dediler. Ve dünkü gibi öldüresiye dövdüler. Yine Abbas imdadıma yetişip üzerime kapandı. Dünkü gün Kureyş’e söylediği gibi bugün de söyledi. Râvi ibn-i Abbas, «Allah rahmet etsin, Ebû Zerr'in İslâm’a girmesi böyle oldu.» demiştir. Zehebî «Tezkiretü’l-Huffaz’da, Ebû Zerr ilimde, zühd ü takvada, harb u cihâdda, doğru ve düzgün söz söylemekte, ihlâs ve samîmilikde başlı başına bir şahsiyyet idi» diyor. Ve ilimde Abdullah ibn-i Mes’ud -radıyallahu anh-’e müsâvi addediyor. Yalnız İdarî ve malî işlerde garip ictihâdları vardı. Meselâ iki dirhem, iki dinara bir kişinin malik olmasını Kur’an’da zemmedilen «kenz» cümlesinden sayardı. Bu cihetle bey- tü’l-malden tahsis olunan dörtyüz dinar hissesini aldığı gün hepsini fukaraya dağıtırdı. Hacet zamanı için de muhafaza etmezdi. «Bana aziz dostum -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle vastyyet etdi» derdi: «Çıkınlanıp ağzı bağlanan altın ve gümüş birer ateş parçasıdır, o Allah rızası için muhtaçlara verilinceye kadar sahibini yakar.» Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in irtihalinden sonra Şam’da ikamet etmişti. Fakat Muaviye- ’nin emareti zamanında onun saltanat sistemini andıran idaresini açıktan ve her vesile ile tenkid ederdi. Bu nevi bazı ictihâdları halk üzerine tesirini göstermeğe başlayınca Muaviye, Ebû Zerr’in Medine'ye aldırılmasını Hazret-i Osman -radıyallahu anh-’e ricâ etti. Vuku bulan davet üzerine Ebû Zerr -radıyallahu anh- Medine'ye geldi. Fakat Medine'de de tenkidine devam ediyordu. Hazret-i Osman -radıyallahu anh- kendisini iftâdan men etdi.

