Sayfa metni
Hz. Dırar ibn-i Ezver / 191 - Öyle ise buradan kaldır. Evine götür, tedavi edildikten sonra salbederiz. General Mîka; bu müsâadeden pek memnûn ve mesrur olarak derhal Dırar’ı omuzlayarak hanesine götürdü. Hazret-i Dırar, kılınçların tesiriyle bi-hûş bir hale gelmişdi. Bir aralık gözünü açıp General Mîka’yı karşısında görünce hazin bir ses ile dedi ki: - Eğersen Müslüman isen hakkımda lâzım gelen mu aveneti dirîğ etme, hıristiyan isen lâzime-i insaniyyeti ifâ et. Mîka kemal-i samimiyyetle: - Karşındaki dîn-i İslâm’ı kabûl eden General Mîka’dır. Senin hayatını muhafaza için ölüm denilen o düşman-ı hayatı ihtiyar eyliyorum. Korkmaya Dırar: Muhammed -aleyhisse- lam-’ın nûr-ı Nübüvveti aşkına sana her türlü muavenette bulunurum. Hem de askerinle beraber firar ederiz. Dırar, Mîka'nın bu hayat-bahş sözlerinden son derece memnûn oldu. Bir kaç gün tedavi olunduktan sonra kesb-i âfiyet etmeğe başladı. Müşârun ileyh bir gün General Mî- ka’ya dedi ki: «-Hatırıma hemşiremin hayal-i müşfikânesi geliyor. Bir mektûb yazmış olsam gönderebilir misiniz? Mîka: - O benim vazifemdir, sen hemen yaz. Hazret-i Dırar gözlerinden birçok yaşlar dökerek kızkardeşine hitaben şu hazin mektubu yazdı: «Canımdan aziz hemşireciğim, Nöbet nöbet beni dil-hûn eden âhların tesiri kılınç yaralarını unutturdu. Hurşîd-i islâmiyyet pertev-i iclâlini

