Sayfa metni
190 / Ashâb-ı Kiram 2 - Senin kötü huylarınla hakikati bırakıp da âlâyiş-i dünyaya rağbet eylediğin bizi cesaretlendirdi. Dırar-radıyallahu anh- Hazretlerinin verdiği cevablardan Hirakl’in ümerası gazablanarak herbirisi ellerini kılınçların kabzalarına doğru götürdüler. Ve bir ağızdan Hirakl’e: - Bu Arabi ne için böyle söyletiyorsunuz? Hayatının lüzumu var mı? Hirakl: - İcabına bakınız. imparatorun verdiği emir üzerine cümlesi sefl-i seyf ederek D ırar’a vurmağa başladılar. Otuz-kırk kıl incin birden inmesi vücud-u âlîlerini ağır suretde ceriha-dâr eylediğin den o müzeyyen yerler hûnâbe-i Dırar ile mülemma' oldu. Hazret-i Dırar oraya düşüverdi. Hirakl: «- Sağ bırakmayınız!» diyordu. Bu hal-i dehşetnâki müşâhede eden General Mîka, müşârun ileyhin mecruh düşdüğünü görmesiyle derunu ateş gibi yanmağa başladı. Din karındaşının ve bâ-husus böyle gâyûr ve cesûr kahraman kumandanın helâk olmasına razı olamıyordu. Ne çare ki, tesâhub edecek olsa kendini telef edecekleri gibi bir semere de hasıl olamayacakdı. Son bir tedbir olmak üzere bir ye’s-i nevmîdî ile Hirakl’e dedi ki: - Ey Melik, bunu burada telef etmekden ne faide hasıl olur? Hirakl: - Ne yapalım! Mîka: - Bana bırakınız, tedâvi edeyim, iyi olduktan sonra herkese ibret olmak üzere memerr-i nâs bir mahalde enzar-ı âmmeye karşı salbederiz. Hîrakl:

