Sayfa metni
1 26 / Ashâb-ı Kiram 2 - Ey ma'şer-i müslimîn! ben müşrikine teslim olunup dînimin uğrunda azab ve işkenceye mi dûçâr edileceğim? diye feryad etdiyse de: Resûl-İ Ekrem -sall.allahu aleyhi ve sellem- Efendimiz tarafından: «- Yâ Ebâ Cendel! Sabır ve Cenâb-ı Hak'dan mükâfat taleb eyle. Hak Celle ve Alâ karîben seni ve senin gibi zu- afây-ı müslimîni bu beliyyeden halâs eder. Biz nakz-ı ahd etmiş olmayalım» diye kendisini tesellî buyurmuştur. Bilâhare Ebû Cendel de babasının kayd ü bendinden kurtulmuştur. Sonra babası ile berâber Hılâfet-i Hazret-i Fa ruk’ta Suriye’ye geçip cihâd ile itmâm-ı hayat etmişlerdir. Süheyl -radıyallahu anh- Bedir'de ve Uhud'da ve Hen- dek’de Hakk’a karşı muannid olarak bulunduğuma nedamet ve Hudeybiye sulhunda Hazret-i Resûlullah'a karşı olan muhâverâtım hatırıma geldikçe hayâ ediyorum der imiş, -radıyallahu anh-. Üsdü’l-Gâbe’de zikr olunduğu üzere Hılâfet-i Hazret- i Faruk -radıyallahu anh-’de bir gün bazı zevat halifenin kapısına gelip girmeğe izin istemişlerdi. Eşrâf-ı Mekke’den Ebû Süfyan, Haris bin Hişam, Süheyl bin Amr ve daha bazı zevat ile berâber Hazret-i Suheyb, Ammar ve Bilâl -radıyallahu anhüm- gibi Ashab-ı Bedr de içlerinde bulunmuştu. Ammar, Bilâl ve Suheyb -radıyallahu anh-e izin çıkıp onlar halife huzuruna dahil oldular, Ebû Süfyan ve ashâbı sonraya kaldılar. Ebû Süfyan bu hale münfail olarak: - Hiç böyle bir gün görmedim, şu makûle kölelere izin verilsin de bize iltifat olunmayarak burada kalalım demişti.

