Sayfa metni
_________ ____________________ Hz. Süheyl Bin Amr/ 125 «- O sizin emirinizdir, bizim emirimiz değildir» diye «Emirü’l-mü’minîn» tabirini yazdırmamıştı. Ali -radıyallahu anh- Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin böyle buyurduklarını hatırlayıp Amr ibni'l-As'a söyleyince Amr ibni’l-As da: -Sübhanellah, bizi Müslüman olduğumuz halde küffara mı benzetiyorsun? demiştir. Süheyl'in bir itirazı da Musâleha şartları yazıldığında oğlu Ebû Cendel’in kendisine redd ve teslimi husûsunda olmuştur ki, Ebû Cendel babası Süheyl’den evvel Müslü man olduğundan babası Süheyl onu habsetmiş ve zencire bağlamıştı. Hudeybiye müsâlehası esnasında nasılsa Ebû Cendel hapisden kurtulup ve zencirini sürüyerek ve tekbîr getirerek Müslümanların içine çıkagelmişdi. Babası Süheyl daha o sırada Kureyş tarafından musâleha akdine me'muren gelmiş bulunmakla oğlu Ebû Cendel’i orada yakasından kavrayıp yere çarparak; ahidnâme iktizasınca evvelâ sizden bunun reddini isteyeceğim, diye oğlunun kendisine redd ve teslimini taleb etmişti. Çünkü yazılan ahidnâmede sulhnâme şerâitinden biri de, Kureyş’den bîr kimse Muhammedîlere giderse müslim dahi olsa reddolunmak şart kılınmıştı. Her ne kadar Müslümanlar tarafından: - Musâleha daha şimdi karargîr olduğundan bu arada kaçıp kurtulan müstesna olmak lâzım gelir denilmişse de Süheyl bin Amr, akd-i sulha müstekıllen memur olmakla, «Eğer oğlu redd edilmezse sulhnâmeyi keenlem-yekün hükmünde add edeceğini» kat’ıyyen beyân etmiş olduğundan nakz-ı ahdden ihtirazen oğlu Ebû Cendel babasına teslim edilmişti. Ve her ne kadar Ebû Cendel yüksek sesle:

