Sayfa metni
108 / Ashâb-ı Kiram 2 ---------------------------------------------- yere düşdü. Yine ayağa sıçradı. Kâh Hatem’in önünde yer öptü, kâh Hâtem’in elini ayağını öptü. Belâcûy belinden kılıcını yere bıraktı, taaccübünden elini bağrına koydu. Hâtem’in başını vermesine, fedâiliğine mütehayyir oldu. Belâcuy dedi ki: - Eğer ben senin vücuduna bir defa vurur isem er değil avrâtım. Senin vücud-ı şerifine kıymak namerdlikdir, dedi. Ve Hâtem’in iki gözünü Öptü, ve bağrına basdı ondan sonra Yemen yoluna geri döndü. Padişah Belâcuy'un yüzünden işi göremediğini an ladı. - Gel göreyim, ne haber getirdin? Yoksa Hâtem sana hamle mi eyledi de, za’fından takat getiremedin, aslı nedir? dedi. Belâcuy Padişahın huzurunda hürmetle oturdu. Vukû-ı hali olduğu gibi anlatdı. «- Onu her veçhile kendimden ziyâde gördüm, onun kerem ve ihsanı belimi iki kat etdi, fazi ü İhsan şemşiriyle beni helâk eyledi» dedi. Padişah da Hâtem-i Tayy kabilesine duâ eyledi ve onu tahsin eyledi. Bir kese dolu akçe ağzı mühürlü hediyye gönderdi. «Hâtem’e lâyıkdır, zahir ve bâtını ma’mur, medh u senâya ve âleme dâstan olmağa lâyıkdır» dedi.125 Tayy kabilesinden bazı esirler Resûlullah (s.a.v.)’e getirildiğinde, içlerinden bir câriye şöyle dedi: 125 Şeyh Sadi, Bostan

