Sayfa metni
--------------------------------------------------------- Hz. Ömer'in Şehâdeti / 93 Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-’ın nesebi yedi bâtın yukarda Fihr’de -salialiahu aleyhi ve sellem- Efendi- miz’le birleşiyor. Bedir Gazâsı’nda küffâr tarafında olan pederini katletmiş, taraf-ı Risâletpenâhî -salialiahu aleyhi ve sellem-den “Emînü'l-Ümme" lakâbiyle telkîb buyurulmuştu. Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh- nazarında da, Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-’ın mevki’i yüksek idi. Nitekim İrtihâl-i Nebevî -salialiahu aleyhi ve sellem- sırasında Ensâr’dan Sâd bin Ubâde -radıyallahu anh-’ın reis ol mak üzere sakîfe ictimâında iddiada bulunduğu sırada, Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh- namzed olarak iki zât tan birinin intihâb edilmesini tavsiye etmiş, bir eliyle Hz. Ömer -radıyallahu anh-’ı diğer eliyle Ebû Ubeyde İbnü’l-Cerrâh -radıyallahu anh-’ı göstermişti. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-’ın irtihâlinde, hâne- sinden yalnız silâhları, bir koyun postu ve bir su testisi kalmış idi. Hz. Ömer -radıyallahu anh-’in de, kendisini istihlâf için aradığı bir zât olup, irtihâlinden sonra bu babda mü- tereddid kalmıştı. Ali bin Ebû Tâlib -radıyallahu anh- âbid, zâhid, mü- câhid, bir hırka ve bir lokmaya kâni’ bir zât-ı celîlü’l-me- nâkıb olup, Hz. Ömer -radıyallahu anh- de onun hilâfe te ehliyyetini tasdîk eyleyip Aşere-i Mübeşşere’den di ğerlerine tercîh eylerdi. Fakat kat’î karar vermeden şe- hâdetini mûcîb vak’a zuhura gelmişti. Hattâ Abdullah ¡bn-i Abbâs -radıyallahu anh- der ki:

