Sayfa metni
94 / Hazret-i Ömer --------------------------------------------------------------------- - “Bir gün Ömer -radıyallahu anh-’ın yanına vardım. Kendisini mağmum gördüm. Dedi ki; “Emr-i hilâfette ne yapacağımı bilmiyorum. Kalkıp oturuyorum, bu bâbda mütehayyirim.” Dedim ki, - “Ali -radıyallahu anh-’e meyi ve rağbetin var mı?” dediki: - “Alettahkîk Ali -radıyallahu anh- bu işe ehildir. Fa kat mizâcında birâz mizaha meyi vardır. Benden sonra o halife olursa, muhakkak sizi bildiğiniz tarîk-i Hakk’a sevk ve tergîb eder re’y ve î’tikâdındayım.” Dedim ki: - Osman -radıyallahu anh- hakkında re’yin nedir? Dedi ki: - “Onu istihlâf etsem, İbn-i Ebî Muayt’ı nâsın başı na belâ eder, arab da ona iltifât etmez olur, nihâyet ken disinin boynunu vururlar. Vallâhî ben onu istihlâf etsem öyle yapar, arab da böyle yapar."16 Hz. Ömer -radıyallahu anh- mecrûh olduğu sırada namazı kıldırmak üzere Abdurrahman bin Avf -radıyal- lahu anh-’i tevkîl etmişti. Evine götürüldükten sonra: - “Ebû Ubeyde -radıyallahu anh- berhayât olsa onu 16. Bu, Hz. Ömer’in kerametidir ki, ayniyle zuhûr etmiştir.

