Sayfa metni
------------------------------------------------------------- Şam'ın Fefhi / 145 Tumas: - Öyle ise Ebû Ubeyde’nin beklediği kapıdan bir elçi gönderelim. Hâlid’e haber vermek icâb etmez, çünkü o harb tarafdarıdır. İhtimal sulhu kabul etmez, dedi. O gece ümerâdan birisi Ebû Ubeyde Hazretlerinin maiyyeti efradıyle beklediği kal’a kapısına çıkıb yüksek sesle: - “Ya evlâd-ı Arabi” diye bağırdı. Karakolda nöbetçi bulunan meşhûr muhaddisîn-i kirâmdan Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- bu sesi işitdi. “Ne söylüyorsun?" dedi. -“Sulh olacağız. Emîrinizle görüşmek istiyorum. Ebû Hüreyre Hazretleri derhal Hz. Ebû Ubeyde’nin çadırına gitdi. Müşârunileyh henüz yatsı namazını kılmamışdı. Ebû Hüreyre kemâl-i meserretle içeri girerek; -Ya Emir! Tebşir ederim. Kal’adaki Rumlar sulha râzı oldular. Birrahib kal’a burcundan beni çağırdı. Huzû- runuza gelmek istiyor. Hz. Ebû Ubeyde Vâhibü'l-Atâyâ HakTeâlâ Hazretle rine şükretdikden sonra; - “Haydi karakollara söyle onu alıp gelsinler." Bu sûretle elçi geldi. Elçi: -Ya Emîr! Maksadımız sulhu kabul etmektir. Bize bir gûna tecâvüz olunmamak üzere bir muâhede yazıp verdiğiniz halde size şehri terkederiz, dedi.

