Sayfa metni
144 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) BizanslIların o gün gösterdikleri gayret kendilerine büyük bir cesâret vermişdi. Geceleyin hazırlanmışlar şafakla çalınan bir can üzerine kapıdan çıkarak şiddetle harbe başlamışlardı. Hz. Hâlid, dörtyüz atlı ile her tarafa koşuyor yardıma muhtaç olanlara muavenet ediyordu. Harbin en ziyade şiddetle devâm ettiği mahal Şurahbil’in ve Tumas’ın bulunduğu saha idi. Eban’ın zevcesi de ok atmaya devam ediyordu. Son okunu attık- dan sonra esir oldu. Fakat Hz. Hâlid bin Velid’in asker lerinin hamlesi üzerine Tumas da şehre ric’ate mecbur kalmışdı. Câbiye kapısından hücum eden düşmanlar fena bir vaziyete dûçâr olmuşlardı. Hz. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh- bunlar harb ederken askerlerinin bir kısmını bunların gerisine göndermeye muvaffak olmuş, BizanslIlar iki ateş arasında kalmışlardı. Hz. Ebû Ubeyde’nin ta'biyesl o kadar mükemmel ve askerlerinin şehameti o kadar yüksek idi ki Câbiye’den çıkan BizanslIlardan hemen hemen hiç bir dönen bu- lunmamışdı. Artık BizanslIlar her tarafdan ric’at etmişler her tarafda mağlûb olmuşlardı. Müslümanlar BizanslIları Şam kapılarına kadar ta’kib etdikleri halde duvarlardan atılan taşlar karşısında dönmeye mecbur kalmışlardı. Şam’ın muhasarası yetmiş gün devam etdi. Bir daha hurûc hareketi yapmaya şehrin tâkatı ve cesareti kal- mamışdı. Şehrin ileri gelenlerinden bir kaçı Tumas’ın yanına gelip mükâlemeye başladılar: “Biz sana demedik mi? Bunlar bizim memleketimizi alacaklardır. Artık ümid kesildi. Mutlaka sulh olmalıdır.”

