Sayfa metni
146 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a) Cizye vermek şartıyle şehirde kalanların can, mal, din masuniyetine nâil olmaları ve ahaliden başka bir yere gitmek isteyenlerin de menkul eşyalarıyle emniyet üzere gitmeleri tahakkuk ve takarrür etdi. Birtarafdan Hz. Ebû Ubeyde sulhnâmeyi imzâ ile şehri teslim almak üzere hareket ediyordu. Diğer tarafdan da Hz. Hâlid’in bu sulhden haberi olmadığından harb vazıyetinde bulunuyordu. O sırada Şam patriğinin bir oğlu dünyaya gelmekle önce askere ziyafet vererek içki içmekle vakit geçirmişler di. Ve askerlerde vazifeleri mevkiinden ayrılmışlardı. Hz. Hâlid bin Velid düşmanın ahvalini yakından takib eder, geceleri az uyur ve içlerinden el peyda etdiğinden onların hal ve hareketinden haber alırdı ve lede'l-icâb kullanmak üzere ipden merdivenler hazırlanmışdı. Ge celeyin duvarlara kemend atarak kal’a duvarına çıkmak için askerlerini hazırlamış ve yanına Ka'ka bin Amr ve Mez’ur bin Adiy gibi arslanları alıp kal’a surunun üzerine ipden merdivenlerle gece çıkdılar ve askerlere: “Siz sûr üzerinde tekbir sadâsını işitdiğiniz gibi bizim yanımıza çıkın ve kapıya hücum edin" diye tenbîh eyledi ve kendisi kafadan içeri inip kapıcıları idam ile kapıyı açdı. Yuka rıdakiler “Allahu Ekber" dedikleri gibi asâkir-i İslâmiyye kapıya ve merdivenlere hücûm ile tufan gibi akarak şeh rin içine doldular. Şehir içine bir gulgule düşdü, ahâlî ne olduğunu bilmeyip ne yapacaklarını şaşırdılar. Hz. Ebû Ubeyde sulhen Câbiye kapısından, Hz. Hâ lid de harben Turna kapısından girip ilerleyerek şehrin içinde kavuşdular.

