Sayfa metni
134 / Hz. Hâiid Bin Velid (r.a)----------------------------------------------- Bu kargaşalık esnasında idi ki Dırar bin Ezver, îstafan’ı şaşırtıp yere çarptı. Teslim olmadığından der hal katlediverdi. işte o zaman iki ordu “hunrîzâne” bir sûretde birbi- riyle karıştılar. Muaz bin Cebel’in fırkası sağ cenâha hü cum etdi. Bu esnâda kibar-ı sahabeden Sa’d İbn-i Zeyd Nevfelü’l-Adiy -radıyailahu anh- Hazretlerinin sol koluna bir ok isabet etmesiyle fena halde mecruh oldu. Müdâvâ- tına ibtidar olunmuş ise de: - Bana acımayınız. Dîdâr-ı Rasûl-i Ekrem’e müte veccihim. Eğer ölecek olur isem cesedimi şu hâk-i mu kaddese defnediniz de kabrimi gâzîler çiğnesin" dedi. Ruhunu teslim etdi -radıyailahu anh- Kabr-i şerifleri el’ân ziyâretgâhdır. Sa’d İbn-i Zeyd’in şehâdetini Hz. Hâiid bin Velid haber aldığından aşırı müteessir oldu. Bu teessür üzerine altıbin kişilik bir kuvvetle Rumların kalbgâhına hamle eyledi. Ebû Ubeyde Hazretleri de beşbin kadar dilâveran ile livây-ı Muhammedî’yi muhâfaza ediyordu. Her tarafda “Allahu Ekber" sadâları neşr-i âsâr-ı satvet ile âfâkı tutuyordu. İki taraf askeri yaka yakaya kılınç kılınça geldiler. Kanlar yerlere dökülmeye başladı. Cebhenin her nokta sında kılınç parıltıları arz-ı mehâbet ediyor. Ashab-ı kirâ- mın cümlesi birden din arslanları gibi şiddetle hamleye devam ediyorlardı. Rumların cemiyyet-i azîmelerine nisbetle pek az olan mücâhidîn-i İslâmiyye hücum etdikleri safları yarıyorlardı.

