Sayfa metni
112 / Hz. Halici Bin Velid [r.a) - Ne istiyorsun hâin herif? Sana bundan böyle iltifât olunmayacakdır. Millet seni tardetti anladın mı? Hem o yanındaki adam kimdir? Gözleri cellâda benziyor. Yoksa o da senin gibi dinini terk edenlerden mi? Rumas: - Telâş etmeyiniz general maruzatım vardır. Fakat hiddetinizi mucib olmasın. Dorihan: - Çabuk söyle kimdir o? Rumas: - Ona İslâm ordusunun fırka emiri er oğlu er Abdur rahman derler. Geçenki muharebede sizinle çarpışmada önünden firar etmişsiniz de işte onun cezası olarak şimdi boynunu vurmağa geldi. Dorihan: - Boynumu vurmağa mı geldi? Kılınca sarılarak şimdi ikinizi de hâk-l helâke sererim! derken Abdurrah man bir kılınçla başını bedeninden ayırdı. Dorihan’ın maktûliyeti üzerine kal’ada kumanda edecek kimse kalmadığından Rumas hemen kal'a burcuna çıkarak yüksek sesle: - Ne duruyorsunuz? General Dorihan îdâm olundu. Müslümanlar şehri aldı, diye bağırınca asakir-i muvah- hıdîn tekbir sabâlarıyla kapılardan şehrin içine girdiler, ihtiyat fırkaları da girdiler. İşte o zaman kıyâmetler kop maya başladı. Her yerde velvele, figan ve acı acı giryeler âfâkı tutuyordu. Berk-ı hâtıf gibi yetişen Hz. Hâlid de askere karşı: - “Sakın sıbyâna, kadınlara ve ihtiyarlara dokunmayı nız. Silâha davranmayanlar da emandadır!” diye emir veriyordu. Zaten maksadları i’lây-ı kelimetullah ve ikâ-

