Sayfa metni
Busrâ'nın Fethi / 113 me-İ âsâyiş olan guzât-ı kirâm hiç bir ferdin malına ırzına tecavüz etmek şöyle dursun, bigayr-i hakkın kimsenin burnunu bile kanatmadı. İslâm askerinin âdilâne muâmelelerini gören mem leket ahâlisi beyhûde yere telâşı terk ile cümlesi de Müslümanların himâye-i insâniyetkâranelerine dehalet eylediler. Keşişler ile ahâlinin ekserisi Hz. Seyfullah'ın huzuruna gelip Müslüman oldular ve kimisi de cizyeyi kabul etdiler. Âyândan biri: -Ya Hâlid kal’a kapıları kapalı idi. Size kim yol gös terdi? diye sordu. Hz. Hâlid: - Bu hususda general Rumas bize cidden hizmet etti ve kendisi de Müslüman oldu, dedi. Rumas da: - Evet Müslümanlara kılavuzluk eden Muhammed -aleyhisselam-’ın muhabbetini kalbinin en mukaddes ve muhterem köşesinde saklayan Rumas’dır. İşte bugün alenen kelime-i tevhidi lisânımla tekellüm ediyorum, dedi. Maa-âile Müslüman olarak kendisi de Hz. Hâlid’in maiy- yetinde memur oldu ve bir çok muhârebelerde hizmet gösterdi, Hz. Hâlid şehrin muhafazasına beşyüz asker bırakdı. Sefdâr-ı umûmi Hz. Ebû Ubeyde’ye Busrâ'nın fethinden ve general Rumas'ın İslâmiyetinden ve kendisinin de Dımışk'a azîmet edeceğinden bahisle bir mektub gönder di. Ve ayrıca bir mektubla da makâm-ı âli-i hilâfete tafsilat ile Busrâ’nın fethini bildirdi.

