Sayfa metni
_________:_____ Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyûb Ef-Ensâri / 99 «- Ey Kayser, Ben de Allah Celle ve Alâ’ya kasem ede rim ki, bumübârek zatın na’ş-i şerifini sizin memleketinize tevdî edip bırakmak istemem. Lâkin ne çâre ki vasıyyeti yerine getirmek mecburiyyetindeyim. Ancak benim sana söyleyeceğim sözüm de kulağınıza küpe olsun! Şunu iyi bil ki! Eğer bu muhterem zatın kabrine ve na'ş-ı seâdetine bir taarruz ve tecavüz eylediğini haber alırsam ben de Cezî- retü'l-Arab’da öldürmedik bir hıristiyan bırakmam. Hepsini kılıçdan geçiririm. Ve yine çan çalınan bir kilise bırakmam, muhakkak hepsini yıkarım ve ben dediklerimi yapmazsam, bu zatın sohbeti ile şeref ve iftihar duyduğu zât-ı Muham- med Mustafa’yı İnkâr edenlerden olayım!» mealinde bir tehdidnâme yolladı. Bunun üzerine Kayserin yelkenleri suya düşerek şöyle cevab verdi: «Anladım ki, senin baban senden daha akıllı ve dirayetli bir adamdır. Ve seni benden daha iyi takdir etmişdir. Ben de Mesîh İsâ -aleyhisselâm-'a Kasem ederim ki bu mübârek zatın kabr-i şerifini muhafazayı teahhüd ederim.» Müverrih Ahmed Abd-i Rabbih el-Endelüsî diyor ki: «- Ben de tevatür ile işitdim ki, Kayser bu mukavele ve muahede üzerine Mihmandâr-ı Resûl-i Kibriya’nın Kabr-i Şerîfi üzerine güzel bir kubbe bina etdirmiş ve (bu güne ka dar) yani Ebû Eyyûb'un irtihalinden Hicrî328 tarihine kadar 218 sene türbede hıristiyan âdeti üzere kandil yakmağa devam edilmiştir. Vaktiyle Muaviye -radıyallahu anh- de Kayser’e daha şiddetli bir tehdidnâme göndermişdi. Şöyle ki:

