Sayfa metni
98 / Ashâb-ı Kiram 1 ---------------------------------------------------------- Tâbut mücâhidlerin omuzları üzerinde yükselince bir taraftan da askerler hücuma kalkdılar ve şiddetli muhare belere başladılar. III. Kostantin, Tekfur sarayının kal’asından dikkatle bakmıştı. Yezid’e haber göndererek: «- Ordunuzun önünde başlar üstünde bir cenazenin taşındığını görüyorum. Bir taraftan da askeriniz harbe- diyor. Acaba bunun sebebi nedir ve ne oluyor?» diye bir elçi ile keyfiyyeti sordu. Yezid de Kayser’e şöyle cevab gönderdi: «- Bu cenaze bizim Peygamber Efendimiz Hazret-i Mu- hammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashabından ve pek sevdiklerinden bir mihmandârdır. Vefatından evvel bize senin memleketinin en ileri bir mevkiine götürülüp orada defnetmemizi vasıyyet etmişti, işte biz de o zât-ı âlîkadr'in vasıyyetini yerine getirmeğe çalışıyoruz. Biz ya o vasıyyeti yerine getireceğiz, yahud Allah uğrunda canlarımızı fedâ etmeğe karar vermiş bulunuyoruz,» demişti. Bunun üzerine Kayser Yezid’e şu cevabı gönderdi: «- Çok teaccüb şanıdır ki, senin baban işitdiğimize göre çok zekî, âkil ve dâhî bir adam olduğunu iddia ediyormuş. Ve seni memleketi fethetmen için buraya göndermiş. Ve sen de Peygamberin arkadaşına husn-i zan ve itimad ederek onun cenazesini bizim memleketimize gömmek azminde bulunu yorsun. Düşünmez misin, siz bir gün mecbûri olarak buradan dönüp giderken biz onu kabrinden çıkartır -hâşâ sümme hâşâ- ve hayvanlara yani köpeklere yediririz.» dedi. Bunun üzerine Yezid fevkalâde gazaba gelerek Kayser’e şu cevabı gönderdi:

