Sayfa metni
Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyûb El-Ensör1 / 95 İşte o sıralarda idi ki harb şiddetlenmiş, Rum or duları kal’aların dışına çıkarak meydan muharebeleri yapıyorlardı. Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî-radıyallahu anh- de ağır hasta idi. Zaten yetmiş veya seksen yaşını geçmişdi. İşte bu büyük mücâhidin vücudu bu yaşında diyâr-ı gurbetde ve harekât-ı harbiye üzerinde rahatsız olduğundan arkadaşları kendisine: «- Sen hastasın, senin için cihâdı terketmeğe ruhsat-ı şer’iyye vardır» deyip ısrar etdilerse de Hazret-i Mücâ- hid bu sözlere hiçbir kıymet ve ehemmiyet vermeyerek ordu ile berâber İstanbul’a hareket etmişdi. İstanbul’da Kâğıthâne meydanında bir çadıra yerleştirilmişti. Fakat harb uzun müddet devam etdiği için Hazret-i Hâlid - radıyallahu anh-’in vücudu günden güne zayıflamıştı. İşte bir pîr-i fânî olan Hazret-i Hâlid -radıyallahu anh- ordu kumandanları ile birçok mücâhidleri huzuruna dâvet ederek helâllaşdi. O esnada Tâbiînden Ebû Zeyd İle Nevfü’l-Bikâlî -rahımehümallah- Hazret-i Mihmandar’ın ziyâretine, hasta hatırı sormağa gelmişlerdi. Bakdılar kİ hastalık çok ilerlemiş. Nevi Hazret-i Ebü Eyyûb’a şifâ olmak üzere şöyle duâ etdi: «-Yâ Rab, Ebû Eyyûb Hazretlerine âfiyetve şifa İhsan buyur» Fakat Hazret-i Mihmandâr gayet ağır konuşarak şöyle mukabelede bulundu. «- Arkadaşlarım, benim için böyle duâ etmeyiniz. Belki: «- Yâ Rab, Ebû Eyyûb’un eceli gelmiş ve yakın ise Ebû Eyyûb'u mağfiret edip ona rahmet eyle ve eğer eceli

