Sayfa metni
96 / Ashâb-ı Kiram 1 yakın değilse âfiyet ve şifâ İhsan buyur, diye duâ ediniz,» buyurmuştur. O esnada Yezid de istifsâr-ı hatır için Ebû Eyyûb’un yanına geldi de: «- Yâ Ebâ Eyyûb, bir arzun var mıdır? Ve vasıyyet etmek ister misin?» diye ağzını aradı. Ebû Eyyûb Hazretleri de Yezid'e şöyle cevab verdi: «~ Ammâ sizin dünyanızdan ben hiçbir şey istemiyo rum. Ancak benim vasıyyetim ve arzum şudur ki, ben vefat ettiğim zaman benim na’şımı gücün yetdiği kadar düşman memleketinin içerilerine kadar sok ve beni harbeden mücâ- hidlerin -askerlerin- ayakları altına göm! Tâ ki mücâhidlerin atlarının altında benim kabrim dümdüz olarak belirsiz olsun. Sen beni oraya bırak ve dön. Zİrâ Resûl-i Ekrem ve Nebiyy-i Zîşan Efendimiz Hazretlerinden işitdim ki: «- Kostantıniyye’de kal’anın yanında bir racül-i sâlih defnolunacakdır,» buyurmuştu. İşte ben umarım ki o racül-i Sâlih olan kimse, ben olayım,» dedi ve mübârek rûh-ı azîzi mele-i a’lâya intikal etdi. Hazret-i Mücâhid’in dediğini yaptılar ve onu surun yakın bir yerine defnettiler. O, bugüne kadar marûfdur ve tazîm edilen bir zât-ı âlî-kadirdir. Ondan şefâat dilerler ve şefâatına nâil olurlar. Onun bu hâli de sanki: «Kim Allah için mütevazi olursa Allah onu ve şanını yüceltir»54 hadîs-i şerifine işaretdir. Ve bu hadîs-i şerifi 54 el-lkdu'l-Ferid 5/129.

