Sayfa metni
Hz. Hâlid Bin Zeyd Ebû Eyyûb El-Ensâri / 113 Onun için Fatih, «İstanbul’un fethine sevindiğimden ziyâde bu ehl-i keşf ve keramet sahibi olan Akşemseddin Hazretlerinin maıyyetinde bulunmaklığım bâis-i iftihârımdır,» demişdir. Fatih’in Silâhdar Ağası da Şeyh Hazretlerinden çınar dallarını tekrar Kabrin baş ve ayak ucuna gömmesini isti’zan etmiş ise de Akşemseddin: - Bırak, onlar da senin yâdigârın olarak kalsın, zira Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-’in cesed-i şerîfi orada ğasledilmiş olduğundan o ağaç lar da orada kalsın, mümkün mertebe orası -çınarların altı çiğnenmesin,» buyurmuştur. Bir rivâyetde Kabr-i Münevverin ayak ucunda o zaman âb-ı hayat gibi bir su çıkmış ve teberrüken hastalara şifâ olarak muhtaçlara hediye edilmekde bulunmuşdur. El-Hâsıl Hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî- radıyallahu anh-’in Kabr-i Şerifinin orada olduğuna Akşemseddin'in ilmel-yakîn, ayn’el-yakîn bir kanaati hâsıl olmuşdur ki, o zamandan bu zamana kadar bütün ulemâ, sulehâ, mü’minin ve mü’minâtın o makam-ı mübâreke teveccüh ve muhabbet ederek tam bir alâka ve râbıta ve hürmetle ziyâret etmeleri de umumi bir tevâtür ve hüccet olduğuna şübhe yoktur. * Bir sual: «- Mâlum ve muayyen olan kabri aramağa lüzum var mıydı ki, Akşemseddin’in keşfine lüzum görülmüşdü?» El-Cevab: Kabr-i Şerif, İstanbul’un fethinden evvel BizanslIların va’d ü teahhüdleriyle kemâl-i itina ile hürmet

