Sayfa metni
114/ Ashâb-ı Kiram 1 edilmiş ve bi-iznillâhi Teâlâ mahfuz kaldığı şüphesizdir. Fakat yeri mâlûm ve muayen değildi. Çünkü İstanbul’a giren İslâm Orduları Kabrin yerini bilmiyorlardı. Zirâ İstanbul’un içinde ve dışında birçok manastırlar ve kiliseler ve ayazmalarla Bizanshlar’ın «Mübârek» nazarıyla bakdıkları, ziyâret etdikleri çeşme veya peygârlar de vardı. Binâenaleyh Ebû Eyyûb Hazretlerinin Kabr-i Seâdetleri de o civarda bulunduğundan kabri belli olsa bile kime âid olduğuna dair bir alâmet de bulunmadığı için yakinen hiç bir kimse bilmezdi. Ordu ve muhasara kuvvetleri ile kimse alâkadar değildi. Vaktâ ki ordu muzaffer oldu, İstanbul fet hedildi, artık İslâm Tarihinin hürmetle kayd ve yâd eylediği «Ebû Eyyûb el-Ensârî-radıyallahu anh-'in» kabr-i Şerifinin teharrî ve tedkîkına sıra gelmişdi. Fatih Hazretleri’nin Akşemseddİn Hazretlerine ricası üzerine Kabr-i Şerif yukarıda beyân edildiği veçhile keşten belli olmuştur. Djvan-ı Âdile’den65 65 Sultan Mahmûd’un kızı Âdile Sultan yazmıştır. 66 Yâhud Alemdarı. Budur lutf-i keremkârî Ebû Eyyûb-i Ensârî, Resûlullah’a mihmandâr,66 Ebû Eyyûb-i Ensârî Kerâmet-pîşe himmet-sâz, seâdet-kânı serefrâz, Ulüvv-i şânile mümtâz, Ebû Eyyûb-i Ensârî. Seferlerde hazarlarda, huzûr-u şems-i Enver’de, Bulundu çok eserlerde, Ebû Eyyûb-i Ensârî. Edip kâfirleri makhûr, Livây-i Pâki der-Mansûr,

