Zikrullah'a devam halinde zikir dendiği zaman zikir güzel olanı hatırlamak demek. Namaz zikirdir. Kuran azim müşşan zikirdir. İbadetler, taatler bunun yanında velhasıl Cenabıhakk'ı hatırlatan her şey zikirdir. Çünkü uygunsuz insan ifade edilirken işte akşam sizin zikriniz geçti denmez. Çünkü zikir güzel olanlara ifade buyurulduğu için güzel olanları söylenmez ama hayırlı bir kimse için sizin dün gece zikriniz geçti denebilir. Cenabı hakk'ın güzel olmayan hiçbir ismi sıfatı fiili yok ki denebilsin haşa yüz bin kere haşa. Noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Kemal sıfatlarıyla muttasıftır. Zaten esmaül hüsna deniyor. Güzel isimler diye ifade ediliyor. Cenabıhakk'ı andığımız herhalde ondan gayrı kalbinde mevcut olan şeylerin cümlesini nefyetmeli. Bunu biz düşünürüz, deriz ki Cenabı hakk'ın dışında her şeyi kalbimizden çıkaralım. Bu nasıl olacak? Bunu demek kolay.
İşte Allah'tan başka kalbimizde hiçbir duygu kalmasın. Bunu demekle vurmuyor. Ne yapmak gerekiyor? Azim, gayret, çaba yollarını araştırmamız gerekiyor. Şimdi şu anda gündüz değil ama lambalar yanıyor, elektrikler işte ışıklar vuruyor daha bir güçlü şekilde. Karanlıktan hiçbir eser yok. Nereye ararsak arayalım köşe bucak hiçbir şeyde kara hiçbir yerde karanlık yok. Her taraf aydınlık. Neden? Işık vurmuş. Ashab-ı Güzin efendilerimiz neyin içerisindeydi? Küfrün, şirkin, nifakın karanlıkları içerisindeydiler. Nasıl aydınlandılar, geldiler Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin huzuruna kelime-i şehadeti okudular, kalplerindeki, gönüllerindeki, hayatlarındaki o karanlık defolup gitti.
Bunun yanında namazda emrolundular, zekatla emrolundular, hacla, ibadetle, taatle, cihatla, tebliğle, davetle, Allah için kardeş olmakla, birbirlerine ikram etmek suretiyle, akrabalarını gözeterek, Allah'ın kullarına hayırda, iyilikte ve takvada yardımcı olmak suretiyle hep aydınlandılar. Karanlık diye bir şey kalmadı. Burada Zikrullah diyor da zikir Cenabı Hakk'ı hatırlatan her şeydir. Kalbinde mevcut olan şeylerin cümlesini nefyetmeli. Zira Cenabıhakk'a kayırdur. Kulunun kalbinde kendisinden başkasını görmek istemez. Çünkü kainatı insan için insanı da zatı için yaratmıştır. İnsanın zatının dışında nefsin arzuları, şeytanın aldatmaları, dünyanın muhabbeti, şeytan sıfatlı insanların yolumuzu şaşırtmaları vesair bunları Cenabı hak hiç istemiyor. Çünkü kalp kendisine mahsus bir hanedir. Derler ki gönül hanası da barındırır, hannanı da. Hannah Cenabı hak.
İkram eden, ihsan eden her türlü nimetini bahşeden saymakla bitmez. Hannas, bu Hannas şeytan demek de Hannas daha ziyade şöyle ifade ediliyor. Böyle tohumunu atıyor, kendisini göstermiyor Ama kötü bir tohum atıyor. İnsanı azaba götürecek, cezaya götürecek, Cenabıhakk'a isyan ettirecek, Habibi Kibriya'ya muhalif davranışlara götürecek. Böyle tohumlar atıyor. Kendisini göstermiyor. Böyle bir hain. Onu da barındırır. Biz Hannan olan Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetini yerleştireceğiz. Rabbimiz istemiyor. Kulunun kalbinde zatından başka bir sevgiyi ve muhabbeti istemiyor. Alay yürür Cenabı