Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin ikinci cildine ehli zikrin velaili babıyla devam ediyoruz. Ebu Hurile'den mervîdir. Allahü teala hazretleri için mahsus birtakım melaike I kiram vardır ki, vazifeleri ehli zikri aramak için sokaklarda dolaşmaktır. Zikir yapan cemaati bulduklarında yek değerine nida ederek geliniz, aradığımız buradadır diye toplanırlar. Ta semaya kadar o mevkiyi kanatlarıyla çevirirler. Allahutaala hazretleri ehli zikrin ibadetlerini melaikeden ziyade bildiği halde melaikeye hitaben, ey meleklerim, benim kullarım ne diyorlar diye sual buyurur. Melekler de, ey Rabbimiz, o kulların seni tespih, tek bir, tahmin ve temcit ediyorlar derler. O kullarım acaba beni gördüler mi ki buyurur. Hayır ya Rabbi. Vallahi onlar seni görmediler derler. Allahü Teala hazretleri, onlar beni görmüş olsalar nasıl olurlar buyurur.
Ya Rab, onlar seni görmüş olsalar daha şiddetle ibadet ederler. Tekrar Allahutaala hazretleri benden ne istiyorlar diye sorar. Melekler de cennet istiyorlar derler. Cenneti gördüler mi buyurur. Ya Rab, vallahi onlar cenneti görmemişlerdir derler. Eğer görmüş olsalar nasıl ederler buyurur. Melayıkede, eğer cenneti görmüş olsalar cennetin talebinde ve ibadette daha hırslı olurlar. Allahü Teala, benim kullarım neden sığınıyorlar diye buyurur. Melekler cehennemden derler. Cehennemi görmüşler mi buyurur. Hayır ya Rab, onlar asla cehennemi görmemişlerdir. Benim kullarım cehennemi görmüş olsalar ne yaparlar buyurur. Melekler de daha şiddetle korkarlar der. Allahü Azimüşşan Hazretleri buyurur ki, ey meleklerim, siz şahit olun ki ben o zikir meclisinde bulunanların günahlarını af ve mağfiret eyledim.
Meleklerden birisi, ya Rabbi, o mecliste filanca bir kimse vardır ki başka bir ihtiyacı için gelmişti der. Allahü Teala hazretleri de buyurur ki, o meclisle hem meclis olan şaki olmaz. Ebu Musa radıyallahu anh'dan rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır. Rabbi olan Allah Teala hazretlerini zikreden kimse ile, zikretmeyen kimselerin misali, deri ve ölü misalidir. Yani zikrullah eden kimse diridir ve zikrullah etmeyen kimse ölüdür. Bu hadis-i şerif ehli zikir için pek büyük bir müjdedir. Kur'an tilaveti, hadis-i şerif kıraatı ve ulumu diniye eğitimi ile meşgul olmak hep zikrullah'tan sayılmıştır.
Zira hayatta olan kimsenin zahiri nur-u hayatın iştirakıyla ve batını da nur-u ilim ve idrakıyla tezeyün ve tecelli eylediği gibi, zikrullah eden zatın da zahiri nuru ameli salih ve taatla ve batını da nuru marifet-i Sübhaniye ile tezeyün ve tecelli eylemiştir, süslenmiştir. Hidayet-i ilahiye. Ayet-i celilelerde buyuruluyor ki Hidayeti kabul eden kimselere ise Allahutaala daha ziyade hidayet verir. O kimseler ki onlar hidayet-i ilahiye ile iktida ettiler. Allahü Teala hazretleri onlara tevfik verir ve Kuran'ı işittikçe hidayetleri artar, ziyade olur ve onlara takva yollarını gösterir. Yani münafıklar Kuran'ı işitirler fakat istifade etmezler. Ama o kimseler ki onlar Cenabı Allah'ın gösterdiği doğru yolu tutmakla iktida ettiler. Binaenaleyh Allahutaala hazretleri onların hidayetlerini artırır. Çünkü her ne zaman Kuran'ı işitseler, manasını öğrenmeye gayret ederler.
Ve hak olduğuna itikat ederek ihlas üzere iman ederler. Ve Allahü teala hazretleri onların kalplerine ittikasını da verir ki onlar kalplerindeki Allah korkusu sebebiyle Kuran-ı Azimüşşan'ın hep emirlerine imtisal ve nehyinden içtinab ederler. Binaenaleyh her kimin ki kalbinde ittikası zayıftır. Yani Allah korkusu azdır. O kimsenin Allahü Teala Hazretlerinin emirlerine imtisali de o nispette zayıf ve gevşek olduğu gibi, nehyinden de içtinabı ona göre zayıf ve az olur. Zira takvanın esası emri celili ilahi ile memur olduğu şeylerin cümlesini eda eylemek ve nehiy buyurmuş olduğu menhiyatın da cümlesini terk etmekten ibarettir. Müminlerin imanlarının ziyadeleşmesine sebep olan şeyde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinden işittikleri Kuran-ı Azimüşşan ile ehadîsi Nebeviyedir. Surei Ankebut'da O kimseler ki, onlar bizim dinimize yardım için mücahede ettiler.
Elbette biz onlara doğru yolumuzu tevfik ederiz. Halbuki Cenab-ı Allah'ın muaveneti erbabı ihsan ile beraberdir. Tefsir-i hazin ve medarikte beyan olunduğuna nazaran mücahede ile Murat, bir manaya göre ilim talebi için sa'yyo gayrettir. Bu manaya göre o kimseler ki, ilim tahsili için sa'yyo gayret ettiler. Elbette biz onları tahsili ilim yolunda hidayette kılarız demektir. Ve bir manaya göre mücahede ile murat, sünneti nebeviyeyi ikame etmek ve ilmiyle amel ve günahtan tövbe etmektir denilmiştir. Fahr-i Razi'nin beyanına nazaran mana-yı ayet. O kimseler ki, onlar bizim vahdaniyetimize delalet eden delillere nazar etmekte ve teemmülde sa'y ü gayretle takatlerini sarf ettiler. Elbette biz onları itikadı sahiha isal ederiz demektir. Muhsininden Murat ibadeti şeraitine riayet ederek eda eden kimselerdir. An Enes'in radiyallahu anhü ani Nebi sallallahu aleyhi ve sellem.
Enes radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Rabbinden rivayet ettiği bir hadiste, yani hadis-i kutside şöyle buyurdu. Allahü teala şöyle buyuruyor. Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Yürüyerek bana gelirse, koşarak ona gelirim. Ayet-i celilelerde şöyle buyrulur. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Kim bir güzellik kazanırsa, biz onun bu husustaki güzelliğini artırırız. Kim ahiret ekinini dilerse onun ekinini artırırız. Değerli niceim, Musahabe serimizin ikinci cildinin bu bölümünü hidayet-i ilahiye konusuyla bitirmiş bulunmaktayız. Bir sonraki programımıza Ayetül Kürsi ile devam edeceğiz inşallah.